ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç'in NATO üyelik süreciyle ilgili, "'Ben Cumhurbaşkanı olarak bunu parlamentoya sevk ettim ve bana teşekkür ettiniz. Görevimi yaptım ama sizlerden de bir şey bekliyorum. Sizler de eş zamanlı olarak bu konuda kongrenizden bunu (F16) geçirin, beraberce eş zamanlı olarak bu adımları atalım.' diyorum." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Katar ziyareti dönüşü uçakta gazetecilere değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Gazze'deki durumla ilgili diplomasi trafiğinin anımsatılıp, "Temaslarınızda, BM'deki Gazze'de ateşkese ilişkin karar tasarısına çekimser oy kullanan ülkelerin tavırlarında bir değişiklik gözlemlediniz mi?" sorusu üzerine Erdoğan, çekimser oy kullanan ülkelerin tutumlarında değişiklik olacağı kanaatini taşıdığını söyledi.

Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi sonrası İsrail'in zulmünü ve çözüm yollarını ülkelere anlatan bir yedili grup oluştuğunu, bu grupta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da bulunduğunu aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan 6 Şubat depremlerinin birinci yılına ilişkin mesaj: TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan 6 Şubat depremlerinin birinci yılına ilişkin mesaj:

"Değişik ülkeleri dolaşıyorlar. Riyad Zirvesinde alınan karar sonrası yoğun bir tempoda çalışmaya başladılar. İslam İşbirliği Teşkilatı'nda ilk defa böyle bir eylem grubu oluşturuldu. Değerli olan bu grubun Filistin konusunda tek ses olması. İlk önce Rusya ve Çin'e gidildi. Daha sonra Fransa, İngiltere'de görüşmeler yapıldı. Akdeniz ülkeleriyle bir araya gelindi. Her görüşmede Filistin ile ilgili bizim geliştirdiğimiz söylemler ve politikalar karşı tarafa iletildi. Bu politikalar anlatıldıkça ciddi bir söylem değişikliği olmaya başladığını gördük. İslam dünyası tek ses olup çözümü konuşmaya başladı. Şimdi 'Gazze'ye ne olacak?' sorusundan öteye geçildi ve 'İki devletli çözüm nasıl olacak, yardımlar nasıl organize edilecek?' gibi konular konuşuluyor."

Sürecin başında İsrail'e hak verip yanında konumlanan ancak gerçekleri gördükçe uzaklaşan ülkelerin de olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"BM'de çekimser kalan ülkelerin de İsrail'in bu hukuksuz saldırılarına aslında karşı olduklarını ama başta çeşitli gerekçelerle seslerinin yükselmediğini görüyoruz. Bazılarının halklarının baskısı sonucu sesleri yeni yeni çıkmaya başladı ki bu umut vericidir. Bir de İspanya gibi cesurca çıkış yapanlar var. Bu ilkeli duruşun Avrupa'da yayılması halinde İsrail'in katliamını sürdüremeyeceğini düşünüyorum. İsrail, Avrupa'yı kaybetmeye başladığının farkında. Toplumların vicdanı bu kaybı hızlandıracak ve neticede Filistin ve insanlık değerleri kazanacaktır."

- "Çekimserler üzerinde durmayı hedefliyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Gazze imtihanından başarısız çıktı. Birleşmiş Milletlerin organizasyonu gözden geçirilebilir mi ya da Birleşmiş Milletlere alternatif bir teşkilat kurulamaz mı?" yönündeki soruya, şu karşılığı verdi:

"Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres başından itibaren tüm taraflarla çok yakın temas halinde. Gerek bizim kendisiyle yaptığımız görüşmelerde, gerek kendisinin bölgeyle ilişkilerinde, hiçbir zaman İsrail yanlısı bir görüş ortaya koymadı. Genel Sekreter Guterres, gerçekten samimi bir havada, özellikle bu zulmün karşısında durdu. Zaman zaman arkadaşlarımızın kendisiyle görüşmeleri oldu. Yaptığımız tüm görüşmelerde Guterres'in İsrail zulmü karşısında hem duruşumuzu takdir etmesi hem de bu duruşun devamı istikametinde kanaat ortaya koyması bizler için bir umut ışığıdır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Filistin'in yanında, zulmün karşısında duran 121 ülke zaten çok önemliydi. Bunun yanında 40 kadar çekimser oy kullanan ülke var. Biz şimdi bu çekimserler üzerinde durmayı hedefliyoruz. Batı'nın, Amerika'nın yanında yer alan ülke sayısı sadece 14. Bu, Filistin'in haklılığının ne kadar ileri derecede kabul gördüğünün en açık, en güzel ifadesidir. Durum böyle olduğuna göre bizim diplomatik hamlelerimizi devam ettirmemiz önemlidir. Bu 40 ülkenin İsrail zulmüne karşı Filistin'in yanında yer almasını sağlayabilir miyiz? Bunun gayreti içerisinde olmamız lazım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden öte Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun tavrının kendisini daha çok umutlandırdığını dile getirerek, şunları söyledi:

"Öbür tarafta da bizim Rusya ile olan görüşmelerimiz devam ediyor ve bugüne kadar da herhangi bir sıkıntı yaşamadık, yaşamıyoruz. Bundan sonra da yaşayacağımıza ihtimal vermiyorum. Birleşmiş Milletler kurumsal olarak sistemini işletemez halde ve eli kolu bağlı yaşananları seyretmektedir. Maalesef 'Dünya beşten büyüktür' çıkışımıza gerekçe olan bu buhranın acı sonuçlarını bir kez daha yaşıyoruz. Dünya barışını korumak Birleşmiş Milletlerin temel görevidir. Güvenlik Konseyinin çarpık yapısı nedeniyle bu görevi yapamaz haldedir. Allah korusun kapsam olarak daha büyük bir çatışmalı süreçte Birleşmiş Milletlerin sonu Milletler Cemiyeti gibi olur. Bu sebeple, zararın neresinden dönersek kardır anlayışıyla hareket etmeli ve Birleşmiş Milletler sisteminde revizyonu konuşmalıyız. Vakit çok geç olmadan bunu yapmak zorundayız. Yoksa Birleşmiş Milletler sistemi çıkacak büyük bir yangını söndüremeyecek ve dünya yeni bir kaybediş sürecine girecektir."

- "Başka alternatiflerimiz de yok değil"

Erdoğan, "F-16 ve Eurofighter Typhoon uçaklarının alımının, Türkiye'nin, İsveç'in NATO üyeliğini onaylamasıyla ilişkilendirildiği yönünde algılar var. Muhatap ülkeler ilave birtakım şartlarla Türkiye'yi belli bir masaya mı çekmeye çalışıyor?" sorusuna da şu yanıtı verdi:

"F-16 meselesinde biz muhataplarımıza dedik ki 'Amerika Birleşik Devletleri'nin kongresi varsa bizim de kongremiz yani Meclisimiz var.' Parlamentomuzdan nihai karar çıkmadıktan sonra söyleyecek herhangi bir şey yok. 'Ben Cumhurbaşkanı olarak bunu parlamentoya sevk ettim ve bana teşekkür ettiniz. Görevimi yaptım ama sizlerden de bir şey bekliyorum. Sizler de eş zamanlı olarak bu konuda kongrenizden bunu geçirin, beraberce eş zamanlı olarak bu adımları atalım.' diyorum. Bir diğer konu da Eurofighter Typhon meselesi… Kaldı ki Eurofighter konusunda da aslında İngiltere'nin bakışı olumlu. Maalesef Almanya'da bir sıkıntı söz konusu. Fakat pürüzleri gidermek için İngiltere'nin olumlu yaklaşımı oldu. Almanlarla konuyu görüşeceklerini söylüyorlar. Bu noktada başka alternatiflerimiz de yok değil."

- "İstanbul'un, Ankara'nın çektiği çileler ortada"

İYİ Partinin, CHP'nin yerel seçimlerdeki işbirliği teklifini reddetmesini de bir soru üzerine değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Cumhur İttifakı olarak içimizde böyle bir sıkıntı söz konusu değil. Ekibimiz şu anda muhataplarıyla görüşmelerini yaptı, yapıyor. Sayın Devlet Bahçeli ile bu konuda ana çerçevede görüşmelerimizi yaptık, adımlarımızı zaten attık, atıyoruz. Arkadaşlarımız çalışmaya devam ediyor. Cumhur İttifakı'ndaki sağlıklı çalışma şartları görünen o ki karşı tarafta yok. Bizler de şu an itibarıyla bu sağlıklı gidişi herhangi bir sıkıntıya fırsat vermeden devam ettireceğiz. 'Yeniden İstanbul', 'Yeniden Ankara' diyorsak bu iller başta olmak üzere şehirlerimizin tamamında çok çalışıp Cumhur İttifakı olarak seçimi kazanmalıyız. Zira İstanbul'un, Ankara'nın çektiği çileler ortada. İllerimizde vatandaşımızı, halkımızı inşallah karamsarlığa sürüklemeyecek adaylarla yeni bir sıçramayı yapacağız. Cumhur İttifakı olarak da en güzel şekilde 31 Mart seçimlerinden zaferle çıkacağız."

- "Biz milliyiz, yerliyiz. Onlar ne millidir ne de yerli"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "HEDEP yerel seçimlerde bütün şehirlerden aday çıkartacağını, son sözün Parti Meclisinde olacağını söyledi. Bu kararlarının arkasında duracağını düşünüyor musunuz?" sorusuna karşılık da şunları söyledi:

"Yaptıkları, geçtiğimiz seçimde gerçekleşen ve hala gizli tutulan pazarlıkları tazeleme gayreti olabilir. Öpülen ellere, gönderilen selamlara bakılırsa CHP de nikah tazeleme konusunda bir hayli hevesli. Bu hevesi gördüklerinden olsa gerek 'ne koparırsak kardır' taktiğini devreye almışlar anlaşılan. Biz bu oyunu daha önce de gördük. Geçtiğimiz seçimlerde ne dediklerini hatırlayın, kesin dille Cumhurbaşkanı adayı çıkartacaklarını söylemediler mi? Sonra CHP ile kapalı kapılar ardında pazarlığa oturdular. CHP'den aldıkları somut sözlerden çok memnun oldular ve aday çıkartmayacaklarını söyleyip altılı masanın adayına açık destek verdiler. Hatta o süreçte Kandil'den de Millet İttifakı'na açık destekler geldi. Şimdi de aynı süreç işletiliyor. CHP'ye 'bize ne vereceksiniz, biz neler alacağız' diyorlar. Cumhur İttifakı'nın dışındaki diğer siyasi partilerin mantalitesi bizim anlayışımız değildir. Ne HEDEP'in zihniyeti ne CHP'nin zihniyeti bizimle bağdaşmaz. Yakından, uzaktan bizimle alakası olamaz. Biz milliyiz, yerliyiz. Onlar ne millidir ne de yerli. Biz bu millilik, yerlilik ekseninde inşallah bu çalışmaları sürdüreceğiz, 31 Mart'tan da çok çok farklı bir şekilde kazanarak çıkacağız."

- "Bizi hayal kırıklığına uğratabilecek kimseyi listelerimizde göremeyeceksiniz"

31 Mart 2024'te yapılacak yerel seçimde belediye başkan adaylarının hangi kriterlere göre seçildiğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Halkımızın kabul gördüğü veya kabul gösterdiği kriterler neyse biz o kriterlerle adaylarımızı belirlemenin gayreti içerisinde olacağız." dedi.

Belediyecilikten gelen bir siyasetçi olduğunu hatırlatan Erdoğan, "40 yılımızı buna verdik ve halkımın ilgisi, alakası, muhabbeti kimedir, neyedir, hangi kriterler hangi adayda olursa halkım ona teveccüh eder, bunları az çok biliyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, bu konularda partide çalışma yürütenlerle birlikte enine boyuna analiz yaptıklarını, bunun ardından nihai kararı verdiklerini belirterek, "Yerel yönetimler seçiminde de yerel yönetimlerden gelen bir siyasetçi olarak, bu kriterleri masaya yatıracağız ve adımlarımızı da ona göre atacağız. Bizim belediyecilik anlayışımızı temsil etmeyecek, bizi hayal kırıklığına uğratabilecek kimseyi listelerimizde göremeyeceksiniz. Çok nitelikli arkadaşlarımız mevcut ve en iyisine karar verip milletimizin huzuruna çıkıp destek isteyeceğiz." şeklinde konuştu.

- "İlkeli siyaset bunların kitabında yer almaz"

Erdoğan, "CHP Genel Başkanlığına seçilen Özgür Özel ilk iş 'Türkiye Doğu'da işgalcidir' diyen bir kişinin elini öptü. Daha sonra 'TSK kimyasal kullandı' diyen Şebnem Korur Fincancı'ya açık ve net bir destek verdi. Muhalefetin tutumu hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine, şunları söyledi:

"Bu isimlerin hiçbiri ne milli ne yerli ne vatansever. Böyle bir yanları zaten yok. Bunların yakıştığı ve yakışacağı yerler belli. Nereye yakışır bunlar? CHP'ye yakışır, Nereye yakışır bunlar, HEDEP'e yakışır. Bunlar nasıl genel seçim öncesi terör örgütleri dahil birçok odakla iş tuttularsa yine aynısını yapacaklar. Türkiye'nin karşısında konumlananlarla yan yana gelmek bunlar için sorun değil. Amaca ulaşmak için her yolu mübah sayar bunlar. İlkeli siyaset bunların kitabında yer almaz. Gerektiğinde halka, gerektiğinde kendi teşkilat mensuplarına ve seçmenlerine yalan söylemekten çekinmezler. Son seçimde, seçim sonuçları ortaya çıktıktan sonra bile 'kazandık' demediler mi? Kaldı ki seçim sonucunun böyle olacağını bile bile koro halinde kendi kitlelerine yalan söylediler. Zaten Cumhur İttifakı'na bunların yakışması söz konusu değil. Bizimkiler milli olacak, yerli olacak, vatansever olacak ve bayrağıyla ezanıyla yatıp onlarla kalkacak."

- "Haziran sonrası çok hızlı bir şekilde yıllık enflasyon düşecek"

Enflasyonla mücadeleye ilişkin soruları da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Enflasyonun yanı sıra piyasadaki fırsatçılıkla mücadele konusunda neler yapılacak?" sorusu üzerine, fırsatçılıkla, fahiş fiyat artışlarıyla mücadeleyle ilgili denetim ve cezai uygulama görevlerini yerine getirdiklerini anlattı.

Bunu yaparken devletin ilgili kurumlarının, enflasyonla mücadele programına uygun biçimde, koordineli şekilde çalıştıklarını aktaran Erdoğan, "Bir yandan da arz, talep, stok, ihracat, ithalat verileri hemen hemen her gün kontrol ediliyor. Piyasada yokluk oluşmaması buna bağlı olarak da fahiş fiyat artışları oluşmaması noktasında ciddi tedbirler aldık ve 6 aydan bu yana piyasada hiçbir mal sıkıntısı yaşanmadı." dedi.

Fahiş fiyat artışı yaptıkları tespit edilen sektörlerin üzerine hızlı ve organize bir şekilde gidildiğini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Gayrimenkulde, otomotivde ciddi fiyat düşüşleri oldu. Cumhuriyetimizin 100. yılı vesilesiyle fiyat indirim kampanyası çağrımız da etkili oldu. 100 bine yakın işletme bu noktada katılım gösterdi. Esasında biz enflasyonu dizginleyerek, beklentileri yöneterek, kalıcı bir şekilde dezenflasyon sürecini başlatmış durumdayız. Bazı ürünler bazında farklı mecralarda farklı fiyatlar olabiliyor. Bunu tamamen kontrol etmek, yönetmek, idari kararlarda pek olası değil. Onun yerine bizim için önemli olan genel anlamda ekonominin tamamına hakim fiyat seviyesindeki artışların yavaşlamasıdır. Şu anda yavaşlama başladı. Bu bir trende dönüştü. Önümüzdeki aylarda bu çok net bir şekilde ortaya çıkacak. Baz etkisiyle haziran ayına kadar yıllık enflasyon yüksek kalacak. Bir de para politikası gecikmeli çalışıyor. Haziran sonrası çok hızlı bir şekilde yıllık enflasyon düşecek."

(Bitti)