İSTANBUL, (DHA) - ÜLKEMİZİ yasa boğan, okullarda yaşanan şiddet olayları nedeniyle pek çok çocuk ve gencin etkilendiğini belirten Bahçeşehir Koleji Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Direktörü Sibel Durak, 'Bu noktada ailelere çok önemli görevler düşüyor. Bu aralar çocuklar ve gençler annelerine, babalarına bu konuyla ilgili sorular sorabilir, konuşmak isteyebilir. İşte tam da bu noktada ebeveynlerin tutumu son derece önemli. Konuyu kapatmak yerine mutlaka onların sorularını dinlemeli, yaşlarına uygun, sade ve net cevaplar vermeye özen göstermeliler. Özellikle küçük çocuklar 'Benim başıma da gelir mi, bizim okulda da olur mu?' gibi endişe ifade eden sorular sorabilirler. Bu noktada güven veren mesajlar vermek yeterli olacaktır' dedi.
Bahçeşehir Koleji Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Direktörü Sibel Durak, son dönemde okullarda yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, çocuk ve gençlerin bu süreçten etkilenebileceğini belirtti. Ailelerin tutumunun kritik olduğunu vurgulayan Durak, ebeveynlere önemli uyarılarda bulundu.
'ÇOCUKLARA GÜVEN VEREN MESAJLAR VERİLMELİ'
Durak, 'Son dönemde okullarda yaşanan olaylarla ilgili hepimiz çok üzgünüz, tüm Türk halkı gibi. Ancak ben bu konuyu beş başlıkta, özellikle ebeveynlerin penceresinden değerlendirmek isterim. Çünkü çok uzak mesafede yaşanmış olsa bile pek çok çocuk ve genç bu durumdan etkilendi. Bu noktada ailelere çok önemli görevler düşüyor. Bu aralar çocuklar ve gençler annelerine, babalarına bu konuyla ilgili sorular sorabilir, konuşmak isteyebilir. İşte tam da bu noktada ebeveynlerin tutumu son derece önemli. Konuyu kapatmak yerine mutlaka onların sorularını dinlemeli, yaşlarına uygun, sade ve net cevaplar vermeye özen göstermeliler. Özellikle küçük çocuklar 'Benim başıma da gelir mi, bizim okulda da olur mu?' gibi endişe ifade eden sorular sorabilirler. Bu noktada güven veren mesajlar vermek yeterli olacaktır. 'Pek çok yetişkin senin güvenliğin için çalışıyor, ben de senin yanındayım' gibi kısa ve net ifadeler kullanılmalı' dedi.
'DUYGULARI KÜÇÜMSEMEK GÜVEN KAYBINA NEDEN OLABİLİR'
Yaşananları yok saymanın doğru olmadığını ifade eden Durak, 'Bunun yanında hiçbir şey yokmuş gibi davranmak da doğru değildir. 'Bunlar önemli değil, merak etme' demek çocuğun duygusunu küçümsemek anlamına gelir ve güven kaybına neden olabilir. İkinci olarak sosyal medya yönetimine dikkat etmek gerekiyor. Biz yetişkinler olayların uzak bir yerde yaşandığını bilerek kendimizi daha güvende hissedebiliriz ancak çocuklarda bu filtre mekanizması henüz tam gelişmediği için tehlikenin kendi yanlarında olduğunu düşünebilirler. Bu nedenle çocukların mümkün olduğunca sosyal medyadan uzak tutulması, ev içi konuşmalarda kullanılan dil ve üsluba dikkat edilmesi son derece önemli. Özellikle büyük yaştaki çocuklarla açık bir şekilde konuşarak 'Bu aralar sosyal medyadan uzak durmanı istiyorum, bu senin güvenliğin için önemli. Merak ettiğin bir şey olursa bana sorabilirsin, birlikte değerlendirebiliriz. Şu an çok fazla bilgi kirliliği var' gibi net ifadeler kullanmak kıymetlidir' diye konuştu.
'EKRAN SÜRESİ VE DİJİTAL OYUNLAR TAKİP EDİLMELİ'
Çocukların kaygı dönemlerinde dijital oyunlara yönelme eğilimi gösterebileceğini dile getiren Durak, 'Dijital oyunlar ve ekran süresine dikkat edilmesi gerekiyor. Bu tür durumlarda bazı çocuklar dijital oyunlara ve sosyal medyaya daha fazla yönelme eğiliminde olabiliyor. Bu da kaygının artmasına ve dürtü kontrolünün zayıflamasına neden olabiliyor. Bu nedenle çocukların hangi oyunları oynadığını takip etmek, mümkünse ortak alanlarda oynamalarını sağlamak ve yaşlarına uygun içeriklere yönlendirmek önemli. Ancak yaşanan olayları doğrudan dijital oyunlara bağlamak anlamlı bir çıkarım olmaz. Burada asıl dikkat edilmesi gereken aşırı kullanımın zararlarıdır. Diğer bir konu yetişkinlerin kendi duygularını yönetme becerilerinin farkında olması gerekiyor. Çünkü kaygı da tıpkı gülmek gibi bulaşıcıdır. Çocuklar bizleri model alır. Bu nedenle ebeveynler ve öğretmenler duygularını ifade edebilirler ancak duygusal yükün ağırlığını çocuklara yüklememeli ve onlardan destek beklememelidir. Aynı zamanda çocuklara güvende olduklarını hissettirmek çok önemlidir' diye konuştu.
'BELİRTİLER 10 GÜN SÜRERSE UZMAN DESTEĞİ ALINMALI'
Okul-aile iş birliğinin altını çizen Durak, bazı çocukların daha fazla risk altında olabileceğini belirtti. Durak, 'Bazı çocuklar bu süreçte daha fazla risk altında olabilir ve duygularını daha yoğun yaşayabilir. Bu nedenle hem öğretmenlerin hem de ebeveynlerin çocukları dikkatle gözlemlemesi gerekir. Eğer sık kabuslar, uyku ve yeme düzeninde bozulma, bedensel şikayetlerde artış, okula gitmek istememe, güvenlikle ilgili tekrar eden sorular ya da ani öfke patlamaları gibi belirtiler 10 güne varan sürelerde devam ediyorsa mutlaka okulun rehberlik servisiyle iletişime geçilmelidir. Ebeveynlerin yaklaşımına baktığımızda, çocuklarıyla iletişime açık, yargılamadan dinleyen, onu anladığını ifade eden ve çocuk hazır olduğunda öneride bulunan bir tutum sergilemeleri çok önemli. Çocukları dinlemeye hazır olduğumuzu sadece sözle değil beden dilimizle de hissettirmeliyiz. Çocuk bizimle konuşmak istediğinde o an yaptığımız işi bırakıp ona yönelmek, onun için ne kadar değerli olduğunu gösterir' ifadelerini kullandı.
Okullarda rehberlik hizmetlerinin sadece rehber öğretmenlerle sınırlı olmadığını belirten Durak, tüm okul paydaşlarının öğrencileri gözlemlemesi gerektiğini ifade etti.
Durak, 'Özellikle ders öğretmenleri öğrencileri yakından tanıdığı için davranış değişikliklerini fark ettiklerinde mutlaka rehberlik servisine bilgi vermelidir. Bazı öğrenci grupları daha fazla risk altında olabilir. Yakın zamanda kayıp yaşamış çocuklar, daha önce psikolojik destek almış olanlar, kaygı bozukluğu yaşayanlar, öfke kontrolü sorunları olanlar ya da yoğun ekran kullanımı olan öğrenciler bu süreçte daha hassas değerlendirilmelidir. Son olarak şunu söylemek isterim; okullar çocukların kendilerini ait hissedecekleri, sosyalleşecekleri ve gelişimlerini sürdürecekleri en güvenli ortamlardır. Tüm eğitim paydaşları Milli Eğitim Bakanlığı, ilçe müdürlükleri, öğrencilerin güvenliği için gerekli çalışmaları yürütmektedir. Öğrenciler güvenle okullarına devam etmelidir. Eğitim süreci çok kıymetlidir ve bu süreçte herkesin onların yanında olduğunu bilmeleri önemlidir' dedi.




