Cizre’deki olaylar ve yaşananlar hala gündemimizdeki yerini koruyor. Cizre’ye giren bazı sokaklarının önüne belediye ait araçlarla hendeklerin kazılması, geceleri yüzleri poşulu gençlerin araç ve kimlik kontrolu yapması, güvenlik güçlerine karşı girişilen molotoflu, taşlı saldırıların ardı arkası kesilmiyor.
Ne trafik polisi, ne polis buralarda görünmüyor. Bir yerde can güvenliği de önemli. Saldırılarda zırhlı araçlı güvenlik birimleri biber gazı ile müdahele ederek durumu normalleştirmeye çalışıyor.
Bizi yönetenlerin, Cizre’de olaylara tam hakim olamadığını görüyoruz. Yapılan karşılıklı suçlamalara bakacak olursak, Cizre’deki olayların çok daha sıkıntılı bir duruma geleceği görülüyor.
Gelişmeleri ve olası gelişmeleri şöyle özetleyebiliriz:
1.- Burada PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H üstünlük elde etmeye çalışıyor. Yapılan çağrılara rağmen, gençlik yapılanmasının geri çekilmediği,olayları tırmandırdığı görülüyor.
2.- PKK’nın buradaki üstünlük kurma çalışmalarına KCK’den ve Kandil’den de destek geldiği iddia edi,liyor.
3. Asıl tehlikeli ve düşündürücü olanı da PKK ile Hizbullah’ın siyasi kanadı HÜDA-PAR arasında yaşanan mücadeledir.
4.- Bugüne kadar Cizre’deki çatışmalarda 1 Hizbullah, 7 PKK yandaşı hayatını yitirdi.
5.- HÜDA-PAR’cılar, yaşadıkları evlerin PKK ve yandaşlarca işaretlendiğini, hedefte olduklarını, korku içinde yaşadıklarını söylüyor.
6.- PKK tarafaından yapılan açıklamalarda da HÜDA-PAR’ın devlet tarafından korunduğu ve Cizre’de tehlikeli bir duruma geldikleri iddiası var.
7.- Hizbullah’ın savaşçı kanadı “Şeyh Saidçiler” olarak ortaya çıktı. PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H ise buna karşı “kaplan timleri” olarak dikkat çekiyor.
8.- Görüldüğü gibi her iki grup arasında varlık mücadelesi var. PKK’lılar Hizbullah’ı sindirmeye ve hakimiyet alanını genişletmeyi hedeflerken, Hizbullahçılar da buna fırsat vermeyeceklerini söylüyorlar.
9.- Bölgede görev alan polisler sivil kıyafetleri ve sivil araçlarla dikkat çekiyor. Olaylara doğrudan müdahale etmiyorlar. PKK ve HDP’liler, bazı polislerin cinayet işleyecek kadar ileri gittiği iddiasını seslendiriyor ve Hükümeti suçluyorlar.
10.- Bölgede yabancı istihbaratçıların, paralelcilerin de faaliyette olduğu iddiaları var.
Görüldüğü gibi Cizre, giderek ısınan, patlamaya hazır bir bomba konumunda bulunuyor. Cizre’deki bu olayların ve gelişmelerin çevre il ve ilçelere de sıçrayabileceğinden endişe ediliyor. Bizim de bu konuda endişe içinde olduğumuzu vurgulayalım.
Ortada PKK ve Hükümet tarafından desteklenen “çözüm süreci” var. Bu süreç devam ederken Güneydoğu’da ve özellikle seçilmiş Cizre’de bu tür olayların devam etmesi, bu süreci tıkamaz mı?
Yine yüzümüzü Cizre’ye çevirelim:
Öcalan, HDP ve Kandil Cizre’deki olayların bitmesi yönünde çaba gösteriyor. Yapılan çağrılarda güvenlik güçleri ile çatışma istenilmiyor. Yüzlerin kapatılması, araç ve kimlik kontrolu yapılmasının sakıncalarına değinliyor. Ancak, bütün bu çağrılara rağmen burada tansiyon düşmüyor ve ateş sönmüyor.
HDP’liler, son açıklamalarında “Hükümet, olayların bitmesi için bizi göreve çağırıyor. Bu iş bizim işimiz değil,hükümetin işidir.”diyorlar. Topu bizi yönetenlere atıyorlar.
Konu ile daha önce yazdığımız yazılarda belirtmiştik. Hükümet olanlar, Cizre’de devletin ağırlığını ve varlığını ortaya koysunlar. Bu ateşi söndürsünler. Eğer iddia edildiği gibi Cizre’yi karıştıranlar paralelcilerse, dış güçlerse, ya da başkaları ise bunları bulup,ortaya çıkarmak da devletin işidir. Görebidiğimiz kadarı, Cizre’deki bu yapılaşma devlet boşluğundan kaynaklanıyor.
Biz, devletimize güveniyoruz. Türkiye’nin gücü, Cizre’deki olayları kısa sürede bitirecek, suçluları bulup çıkaracak kadar büyüktür. Karşılıklı suçlamalarla bugüne kadar bir noktaya varılamadığını gördük. Eğer, herşey ortadayken, herşey bilinirken, Cizre’deki ateş söndürülemiyorsa bu işin içinde başka şeyler aramak gerekir ki, biz bunları düşünmek bile istemiyoruz.
Cizre’ye giden, orada kalan ve görüşlerini dile getiren arkadaşlarımızın yazdıklarından biliyoruz. Buralardan gelen haberler gerçek anlamda kaygı verici görünüyor. Devletimizin bu duruma düşmemesi gerektiğini düşünüyoruz.
Ortaya çıkan her olumsuz olayı paralel yapının üzerine yıkmakla da bir noktaya varamayız. Varsa bu işlerde paralelciler onlar da ortaya çıkarılsın.Hiç kimse bu konun karşısında değildir.
Bugüne kadar terörle mücadelede devletimizin yanında yer aldık. Bu mücadelede milletimizin de desteğinin tam olduğunu biliyoruz. Bölgede devlet otoritesinin sağlanması, varlığının ortaya konulması çok önemlidir. Böyle bir boşluk, gelecekte felaket getirir, bundan da endişe ediyoruz.