Recep BAĞDAT/MALATYA,(DHA)- CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 'İşsizlik oranlarımız uzun süredir tek haneli rakamlarda devam ediyor. İhracatımız Türkiye olarak 270 milyar doları aştı' dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz bir dizi ziyaretler ve iş dünyası temsilcileri bir araya gelmek için Malatya'ya geldi. İlk olarak İş dünyasından temsilciler ile buluşan Yılmaz, Türkiye'nin son 3 yılda 6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmakla uğraştığı belirtti. O dönem Plan Bütçe Komisyonu Başkanı olduğunu anımsatan Yılmaz, depremin vurduğu illeri gezerek yıkımı gördüğünü anlattı. Ülke büyüklüğünde bir yıkım yaşandığını aktaran Yılmaz, 'Sadece bir vilayette olsa hani işimiz daha kolay olurdu elbette ama birçok vilayetimiz de eşzamanlı bir şekilde büyük bir yıkım yaşamış olduk. 11 il, 14 milyon nüfusu ilgilendiren bir afet. İlk günleri hatırlıyorum. Yani bırakın hani 3 yılda bu işin inşa edilmesini bu enkaz yıllarca kalkmaz diyorlardı. Özellikle de tabii Hatay, Maraş, Malatya, Osmaniye gibi illerimizde bu yıkım çok daha yüksek seviyedeydi. Malatya'da diğer bölgelere göre vefat eden vatandaş sayımız biraz daha düşük oldu. Çünkü ikinci deprem daha çok vurdu. İnsanlar biraz dışarı çıkmışlardı birincinin etkisiyle. Ama yıkım çok çok yüksek oldu gerçekten. Bu vesileyle tabii depremde kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle bir kez daha anıyorum. Geride kalanlara sabırlar diliyorum. Birçok insanımız da tabii yaralandı, çeşitli sıkıntılar yaşadı. Büyük bir imtihan yaşadık gerçekten. Depremden hemen sonra Sayın Cumhurbaşkanımız çok kararlı bir irade koydu orada. Bütün imkanlarımızı seferber ederek bu bölgeyi ihya ve inşa etme iradesi koydu. O günden bugüne enkazlar kaldırıldı. İşte hukuki ihtilafların çözümü için yeni mekanizmalar devreye girdi. Hızlandırılmış bir şekilde birçok hukuki mesele çözüldü. Yeni alanlar belirlendi. Bunlar projelendirildi, planlandı. Şehirlerin ana planları gözden geçirildi. İhaleler yapıldı, inşaatlar başlatıldı ve çok şükür 455 bin hak sahibine konutları teslim edildi. Bu 3 yıllık süreçti. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk milletinin büyük bir başarısıdır. Devlet millet el ele bu başarı sağlanmıştır. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde bütün kurumlarımızın merkezde ve yerellerde katkısıyla bu günlere gelinmiştir. Ben bir kez daha emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum' diye konuştu.
'BİRÇOK ALANDA DEPREM ÖNCESİNDEN ÜST NOKTALARDAYIZ'
Sadece 455 bin konutun yapılmadığını her alanda yeni inşalar gerçekleştirildiğini aktaran Yılmaz, şunları söyledi:
' Hastaneler yeniden yapıldı. Okullar yeniden yapıldı. Üniversitelere yeniden yatırımlar yapıldı. Yollar yeniden yapıldı. Şehir altyapıları yeniden gözden geçirildi, yapıldı. Organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri yeniden inşa edildi, genişletildi. Vergisel avantajlar sağlandı, teşvikler sağlandı, sosyal destekler sağlandı. Bütün bunları dikkate aldığınız zaman topyekûn bir bölge ayağa kaldırıldı gerçekten. Üst yapısıyla, alt yapısıyla, ekonomisiyle, sosyal hayatıyla. Şu anda deprem bölgemizde derslik sayımız depremden öncesini aşmış durumda. Hastane yatak kapasitemiz deprem öncesini aşmış durumda. Birçok alanda deprem öncesinden daha üst noktalara gelmiş durumdayız. Şunu söylemeye çalışıyorum; Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde biz sadece deprem bölgelerinin yaralarını sarmakla kalmadık. Bu bölgelerimizi geleceğe çok daha dirençli, güçlü, planlı bir şekilde hazırlamış olduk. Ülkemiz malum riskli bir ülke. Afetlere maruz bir ülke. Bu bizim gerçeğimiz. Buna göre yaşamak durumundayız. Bunun da temeli sağlam zeminlerde, sağlam binalar, yapılar inşa etmekten geçiyor. Bunu yaptığınız zaman riskleri düşürmüş oluyorsunuz. Ben hep altını çiziyorum; kriz yönetmek istemiyorsanız riskleri iyi yöneteceksiniz. Riskleri azaltacaksınız ki kriz yaşanmasın. Bu yapılanlar işte aynı zamanda Malatya'mızın, deprem bölgemizin risklerini minimum düzeye düşürmüş durumda. Şu anda Malatya'mız Türkiye'nin bu anlamda en güvenilir illerinden bir tanesi. Çünkü yeni bir yapı stoku var. Deprem şartlarına göre yapılmış bir yapı stoku var.'
'TÜRKİYE OLARAK İHRACATIMIZ 270 MİLYAR DOLARI AŞTI'
Dünyanın zor bir döneminden geçtiğini belirten Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
'Bir pandemi yaşadı dünya. Diğer taraftan dünyada korumacı eğilimlerin güçlendiği, yükseldiği, uluslararası kurallara, kurumlara güvenin giderek zayıfladığı bir dönemdeyiz. Herkesin kendi ajandasını, kendi gündemini ön plana aldığı bir dünyadır. Bu artan belirsizlikler ortamında, risk ortamında istikrarlı giden ülkeler iç yapısını kuvvetli tutan, güçlü tutan, öngörülebilirliğini arttıran, istikrarını kuvvetlendiren ülkeler karlı çıkacak. Bunu yapamayan ülkeler ise maalesef çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacaklar. Güç siyasetinin ön plana çıktığı bir dünyadayız. Benim gücüm varsa istediğimi yaparım anlayışının ön plana çıktığı bir dünyadayız. Bu gerçeklerin de farkında olmamız lazım. Buna göre politikalarımızı şekillendirmemiz lazım. Biz de öyle yapıyoruz. Bunu yaparken hem merkezde makro politikalarımızı şekillendirirken, hem de her bir ilimizde, bölgemizde istişareye büyük önem veriyoruz. Biz istişarede rahmet olduğuna inanıyoruz. Modern deyimiyle ortak akıl diyorlar. Ortak akılla hareket etmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Depremi nasıl ortak akılla, ortak çabayla bu noktalara getirdiysek, depremin hasarlarını sarmayı, bu bölgelerimizi ihya etmeyi, ekonomide de aynı anlayış içinde hareket etmek durumunda işte. Farklı fikirler her zaman olabilir. Ama bir taraftan da ortak hedefler belirleyip gücümüzü o ortak hedefler etrafında toparlamamız gerekiyor. Bunu yapabilen iller, bölgeler, ülkeler bu yarışta ön plana çıkıyor. Dolayısıyla biz de bu anlayışla hareket ediyoruz. Her şeye rağmen dünyadaki bu sıkıntılar Avrupa'daki uzun dönemdir yaşanan durgunluklar, dış talepteki gerilemeler bunlara rağmen ekonomimiz istikrarlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Büyümeye devam ediyoruz. İşsizlik oranlarımız uzun süredir tek haneli rakamlarda devam ediyor. İhracatımız Türkiye olarak 270 milyar doları aştı. 2002 yılında bizim toplam ekonomik büyüklüğümüz 238 milyar dolardı. Geçen yıl sadece mal ve hizmet ihracatımız 396 milyar dolara ulaştı. Şu anda bir taraftan dengeli bir şekilde büyümemizi sürdürürken bugünkü dünyanın koşulları içinde bir yandan da enflasyonu düşürmeyi önceliklendirmiş durumdayız. Finans istikrarı önceliklendirmiş durumdayız. Bu konuda da önemli bir gelişme sağladığımızı ifade edebilirim. 2024 yılında 75.5'lara kadar ulaşmıştı enflasyon zirve nokta olarak. O tarihten bu yana yaklaşık 45 puanlık bir düşüş oldu. Ve geçen yılı 30 küsur puanla kapattık. Mevsim koşulları, lojistik bir takım sıkıntılar, şunlar bunlardan bir miktar beklentilerin üzerinde özellikle gıda enflasyonunu etkiledi. Ama yıl geneline baktığımızda özellikle yaz aylarında inşallah çok farklı bir atmosfer oluşacak. Buna rağmen ilk 9 aylık büyümemiz 3.7 civarında 4'üncü çeyrek büyümemiz de yakında belli olacak. Tarımdaki bu olumsuzluk büyümemizi de aşağı çekti bir miktar. Enflasyonu bir miktar olumsuz etkiledi. Sanayimiz yine büyümeye devam ediyor. Bu zorlu küresel koşullara rağmen. Sanayinin içinde daha çok teknolojisi yüksek alanlar daha hızlı büyüyor diyoruz. Savunma sanayi gibi işte otomotiv gibi bir elektronik gibi vesaire. Savunma sanayinde geçen yıl 10 milyar doları aşan bir ihracatımız oldu. Tekstil, konfeksiyon, deri, mobilya gibi hassas dediğimiz emek sektörlerde ise sıkıntılar var. Bunu görüyoruz. Bunun farkındayız. Dolayısıyla buralara dönük özel bazı programlar geliştirdik. Bu sektörlerimiz, hiçbir şekilde gözden çıkarabileceğimiz sektörler değil. Geçen yıl sektörlere, istihdamını koruyan işletmelerde 2 bin 500 TL destek vermiştik. Bu sene bunu 3 bin 500TL'ye çıkardık. Ve sadece KOBİ'lere değil tüm işletmelere vereceğiz. Bu sene tüm ölçeği ne olursa olsun tüm işletmelere korudukları istihdam başına da 3 bin 500 TL olmak üzere bu hassas dediğim az önce saydığım sektörlerde bu destekleri veriyoruz. Son dönemlerde yine bir finansal paket hazırladık. Bir yandan genel finansal koşullar iyileşiyor. 2026 daha iyi bir yıl olacak finans açısından. Enflasyon da daha aşağı inecek. Faizler de daha aşağı inecek. Aylık şeyler her zaman olabilir. Davranmalar, istisnalar, mevsimsel etkiler. Ben genel trendden, gidişattan bahsediyorum. Gidişat aşağıya doğru. Hem enflasyonda hem faizlerde. Dolayısıyla genel finansal koşullar iyileşecek. 18-25 yaş arası bir işletmeye gidip çalıştığında 6 ay boyunca asgari ücretini biz vereceğiz. Bütün primlerini biz ödeyeceğiz. 6 ay boyunca bu gencin bütün maliyetlerini biz ödeyeceğiz. Böylece iş gücü piyasalarına gençlerimizin geçişini kolaylaştıracağız. Bir taraftan da işletmelerimiz açısından da bu tabii ki olumlu bir etki meydana getirmiş olacak. Böyle bir programı da başlatıyoruz. Yakın bir tarihte meclisimizden bununla ilgili kanunları grubumuz çıkaracak inşallah ve bu programı da başlatmış olacağız. Esnafa yüzde 50 faizine destek oluyoruz. Bir taraftan da bu politikalarımızı hayata geçiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz.' (DHA)