BİZİM DENİZİMİZ DE VARDI

Abone Ol

İncecik toprak yoldan aykırı aykırı gidince ceviz ağaçlarının gölgesinde arkadaşlarla buluşacağınız yere varırsınız. Ceviz ağacı deyince aklıma onun baharda filizlenen ilk yapraklarının o buruk kokusunu hatırladım. Birde dayımgilin cevizlerinden aşırdığımız cevizlerin o taze tadı damağıma yeniden geldi. Orasıda dağ yamaçlarından süzüle süzüle, kendince söylediği şarkılarla gittikçe coşan su birikintilerinin derelere derelere deredende çaya dönüşen bizim çaydır. Zor boş kalırdık ama genede fırsat bulabilirdik. Ballık boğazı denilen çay kenarında kimselerin görmeyeceği gömbetin kenarında toplanırdık. Biraz çay akarken yüksekten aktığı için yatağını derinleştirmiş. Biz bu yüksekten akan suya şarlayık derdik. Ne bilelim biz deniz mi gördük? Bizim için o suyun biriktiği yer gömbetti. En çok hemde çok su idi. Irmaktı. Göldü denizdi işte. Kilot atlet varda biz mi giymedik? Anadan doğma çırıl çıplak o buz gibi suya dalardık. Arasıra yılan yengeçlerde olurdu. Çığlık çığlığa kendimizi suyun kenarına atardık. O yabancıyı öldürürdük eğer kaçmadıysa.Orada geçirdiğimiz birkaç saat en güzel zaman dilimlerimizdi bizim için. Arakadaşlarla kaş göz ederek işaretleşerek anlaşırdık.Ya da öğleye doğru orada buluşacağımızı bilirdik. Çünkü gidecek, eğlenecek başka yer yoktu. Anne babalarımızdan kaçtığımız gibi soluğu ballık boğazında alırdık. Sanki 40 yıllık yüzücüler gibi suya dalar arkadaşlarla hele korkanlarla dalgamızı geçerdik.Zaman zaman ayğımıza elimize diken, kazıklar batardı ama aldırmazdık o anın sefasını sürdürmek engüzeliydi bizim için. Ne günlerdi o günler. Kaçamak yapıp hem yıkanırdık. Hem yüzerdik. Hemde arkadaşlarımızla eğlenceli vakitler geçirirdik.Arasıra bahcelerden aşırdığımız elma erikleri de ortaklaşa yerdik bir güzel.Kimimizin gömleği yırtık. Kimimizin donunun dizleri delik. Kimimizin eli ayakları yara bere içindede olsada ayağımızda ayakkabı çorap olmasada, o anları tekrar tekrar yaşamak engüzeliydi. Aramızda ufak tefek kavgalarda olmaz değildi hani. Ama orada bulunan çocukların biraz büyükleri bu kavgaları önlerdi.

Şimdi bu temmuz sıcağında ballık boğazındaki gömbetin başına gidip serin sulara kendimi bırakmakta vardı ama o demler çook gerilerde, hayallerde kaldı.Genede güzeliklleri hala beynimde ellerimde, saçlarımda ıslaklığı.Yoksul ve imkansızlıkların kol gezdiği yerlerde dünyaya gelmişiz. Ama hiçbir şikayetimizde yoktur yurdumuzdan yerimizden.Daha sonraları gölleri, denizleri, ummanları gördük. Gözümüz gönlümüz açıldı da gene o günleri geçmişimizi anmadan edemiyoruz. Bu kadar sıkıntı içindeyken, canım sıkıldığında kendimi geçmişe, güzellilere doğru savururumda biraz avunuyorum işte.