Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Hesapları...

Yerel seçim sonrası Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasının yollarının da açıldığı görülüyor. Zaten, Erdoğan da bunu açık dille ifade etmekten kaçınmıyor. Ancak, önünde engel olarak gördüğü Abdullah Gül'ü nasıl asılaşacağının da hesaplarını yapıyor. Her ne kadar ikili "Bizim kardeşliğimiz bakidir" diyorsa da her ikisinin de önemli hesaplarının var olduğunu söylemeliyiz.

                                              Başbakan çok hırslı.

Gül'ü ikna edip, partinin başına geçirirse Gül'e söz dinletebilir mi?

Aralarında bir çatışma çıkar mı? Gül, cumhurbaşkanlığı görevinden sonra Başbakanlığı kabul ederse kendi kuralları çerçevesi içinde mi hareket eder? Parti elinden kayarsa Erdoğan Köşk'te sadece bir noter görevi yapan Cumhurbaşkanından ileri gidemez. Böyle bir durum Erdoğan'ı sıkıntıya sokmaz mı? Bütün bu sorulara yanıt bulunacak. Ama nasıl?

                                                MUHALEFETİN TUTUMU

                                                   İkili, aralarında konuşup bir formül bulmaya çalışacaklar. Bunun ilk adımları atılıyor.

Ağustos'a kadar mutlaka bir formül bulunmaya çalışılacak. Ortada birçok formül var, herkes bir şeyler söylüyor. AK Partililer "Önümüzde yüzlerce formül var, önemli olan Başbakan'ın vereceği karar" diyorlar.

                                         Şu noktaya açıklık getirelim:

                                         Muhalefet ortak, ya da ayrı ayrı Erdoğan'ın karşısına aday veya adaylar çıkaracaktır. Nitekim şimdiden bazı isimler de telaffuz ediliyor. Bunlara yenileri de eklenecektir. Ancak, bu aday ve adaylar formaliteden öteye geçemez.

Erdoğan, seçilir ve Köşk'e çıkar. Ortak bir aday çıkarsalar bile, Erdoğan karşısında güçsüz olanı tercih edeceklerdir. Erdoğan'a Köşk'e çıkma yolunu açacaklardır.

                                                   Muhalefet parti liderlerinin Erdoğan için söylediklerine bakmayınız."Engel oluruz, Köşk'e yakışmaz" gibi açıklamaları da biz pek ciddiye almıyoruz.

Muhalefetin buna gücünün yetmeyeceği yerel seçimlerde ortaya çıktı.

Çünkü Erdoğan'dan kurtulma yolu olarak onlar da muhtemelen Başbakan'ı Köşk'e göndermekte buluyorlardır. Bunu seslendirmeseler dahi, kafalarından böyle geçtiğini düşünüyoruz.

                                          GÜL, İKNA EDİLEBİLİR Mİ?

                                          Şimdi gelelim Gül konusuna:

                                           "Partili Cumhurbaşkanı"

olarak Köşk'e çıkmayı hedefleyen Başbakan'ın Gül yerine, sözünü dinleyen bir Başbakan atayarak hiç değilse genel seçimlere kadar bir yıl böyle bir yönetim şeklini hayata geçirmesi de olasıdır. Bu durumda Gül ne olacak? İşte asıl can alıcı soru ve nokta burasıdır.

                                                    Böyle bir formülde Erdoğan her ay Bakanlar Kurulu'na başkanlık yapacak. Gül Başbakan olursa bunu nasıl karşılar? Boyun eğer mi? Böyle bir durumda partiye, Bakanlarına, milletvekillerine hakim olmakta sıkıntı çekmez mi? Ortada öylesine sorunlar var ki, bunların kısa zamanda üstesinden gelmek mümkün değil.

                                                  Bir de şu noktaya dikkat

edin:

                                                  Erdoğan, yerel seçim öncesi partisinde 3 kez üst üste milletvekili seçilme sisteminde değişikliğe sıcak bakıyordu. Seçim sonrası eli güçlenince bundan vaz geçti. Bu da eskilerin milletvekili seçilemeyeceği anlamına geliyor.

Partide kan değişimi olacak. Milletvekilleri seçilecek. Böyle bir durumun AK Parti içinde küskünlükleri çoğaltacağı, ayrılmaların olacağı, teşkilatlarda sıkıntıların artacağı ihtimallerini çoğaltıyor.

                                               GEÇMİŞTE YAŞANANLAR

                                                  Geçmişte Turgut Özal Cumhurbaşkanı olunca yerini Yıldırım Akbulut'a bırakmıştı. Akbulut, birkaç ay Özal'ı dinledi ama ondan sonra koptular. Akbulut da ekibi de Özal'ı dinlememeye başladılar. Küskünler, ayrılanlar, ters düşenler çoğaldı. Özal ile yollarını ayıranlar bile oldu. Teşkilatın dağılmasını önleyemediler. Yapılan ilk seçimde de ANAP yere çakıldı.

                                          Aynı durumu Süleyman Demirel de yaşadı. Demirel Köşk'e çıktığında koltuğu Tansu Çiller'e devretti.

Çiller, kısa zaman sonra Demirel'i dinlemedi, kendi kadrosunu oluşturdu. Ancak, o da Doğru Yol Partisi'ni yere çakılmaktan kurtaramadı. Bu iki siyasi partinin bugün hangi noktalarda olduğunu hepimiz görüyor. ANAP kapandı, Doğru Yol Partisi "tabela partisi"

olmaktan kurtulamadı.

                                                  Bunlar siyasette denendi ama sonuçlar ortada. Erdoğan'ın da bunları hesap ettiğini sanıyoruz. Aynı şeyleri yaşamamak için çare ve çözümler arayacak ama geçmişte yaşanan ve sonucu ortada olan bu tür olayları önleyebilecek mi? AK Parti'yi kişisel gücü ile bu noktalara taşıyan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması ile partisindeki erimeyi önleyeceğini sanmıyoruz.

Gül ile yola devam edilmesi ise çok daha başka sorunları gündeme getirecektir. Gül'ün dışındaki AK Parti de bugünkünden çok farklı olacaktır.

 
YORUM EKLE