Genel

Anjiyo sonrası bakıma muhtaç hale gelen hasta için AYM'ye bireysel başvuru

Abone Ol

Ruken KADIOĞLU-Batuhan DURNAOĞLU/ANKARA, (DHA)- ANKARA'da Türk müziği bestekarları Yusuf Gürsel ve Levent Gürsel, yürüyerek gittiği hastanede anjiyo sonrası bakıma muhtaç hale gelen anneleri emekli öğretmen ve bestekar Hatice Ümit Sarıoğlu (78) için başlattıkları hukuk mücadelesinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu.

Emekli öğretmen ve bestekar Hatice Ümit Sarıoğlu'na, 16 Kasım 2022'de göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu özel hastanede anjiyo işlemi yapıldı. Sarıoğlu, 4 saat sonra kardiyak arrest (ani kalp durması) geçirdi ve kalbinin etrafında gelişen kanama nedeniyle hayati tehlike atlattı. 9 gün yoğun bakımda kalan Sarıoğlu'nda kalıcı nörolojik hasarlar oluştu. Sarıoğlu'nun çocukları Yusuf ve Levent Gürsel, yanlış tedavi uygulandığı iddiasıyla işlemi yapan doktor hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak Sağlık Bakanlığı, soruşturma izni vermedi. Savcılık, Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne başvurarak, Sağlık Bakanlığı'nın kararının kaldırılmasını talep etti. İdare mahkemesinin de ret kararı vermesi üzerine Gürsel kardeşler, Anayasa Mahkemesi'ne hak ihlali iddiasıyla bireysel başvuruda bulundu. Kardeşler ayrıca Ankara 2'nci Tüketici Mahkemesi'nde de 1 milyon 250 bin TL'lik maddi ve manevi tazminat davası açtı.

'DOĞRUDAN ANJİYO ÖNERİSİNDE BULUNDU'

Sarıoğlu'nun oğlu Yusuf Gürsel, 'Annemizi 2022 yılının Kasım ayında göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye götürdük. Hekim annemi gördü, göğüs hastalıklarına sevk etmeden doğrudan anjiyo önerisinde bulundu. Biz de hekime güvendiğimiz için hemen anjiyoya alınmasını kabul ettik. Anjiyo yapıldı, kalpte herhangi bir bulguya rastlanmadı. Annem odasına çıkarıldı ve yaklaşık 4 saat odada kaldı. Bu süre boyunca göğüs ağrısı şikayeti devam etti. Durumu defalarca hekime ilettik ancak ciddiye alınmadı. Hekim odaya geldiğinde sadece mide koruyucu vererek ayrıldı. 4'üncü saatin sonunda annem tıbbi olarak kardiyak arrest olarak tanımlanan, kalp ve solunumun durduğu bir tablo yaşadı. Annem tıbben öldü. Hastanede mavi kod verildi ve kalp masajı ile yapılan müdahaleler sonucunda yeniden hayata döndürüldü. Olaydan sonra hekimin bize yaptığı açıklamada, anjiyo sırasında kalbin çizilmesine bağlı olarak kanama meydana geldiğini, bu kanamanın kalbin etrafını doldurması nedeniyle kalbin durduğunu söyledi. 9 günlük yoğun bakım sürecinin ardından annem tamamen iyileştiği söylenerek taburcu edildi' dedi.

'ANNEM HAYATTAN KOPMUŞ DURUMDADIR'

Yusuf Gürsel, 1 hafta sonra kontrole gittiklerini, sorun olmadığı söylenerek eve döndüklerini söyleyerek, 'Ertesi gün aynı olay annemin başına yeniden geldi. Daha sonra anlaşıldı ki kalpteki kanama aslında hiç durmamıştı. Hekim 2 kez bu kanamayı fark etmeyerek, annemin hayatını riske atmış oldu. Annem tekrar yoğun bakıma alındı. Bu süreçte hastanede 'AF-F' olarak adlandırılan, ölümcül olabilen başka bir tablo yaşadı. Kan değişimleri yapıldı ancak bu süreçlerin hiçbirinden tarafımıza bilgi verilmedi. Sonrasında annem tekrar taburcu edildi ancak ciddi nörolojik hasarlar oluştu. Şu an annem hayattan kopmuş durumdadır. Basit bir tanı yöntemi olan anjiyonun, hekimin yetersizliği nedeniyle annemi bu hale getirdiğini düşünüyoruz' dedi.

3 yıldır hukuki mücadele verdiklerini aktaran Yusuf Gürsel, 'Ankara Tabip Odası ilk aşamada soruşturmaya gerek olmadığına karar verdi. İtirazımız üzerine Tabipler Birliği Onur Kurulu 9'a 9 oy birliğiyle soruşturma açılması gerektiğine karar verdi. Ankara Cumhuriyet Savcılığı da doktor hakkında soruşturma yapılması gerektiğini belirtti; ancak Sağlık Bakanlığı soruşturma izni vermedi. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi'ne başvurduk. Şu anda hem Tüketici Mahkemesi'nde hem de Anayasa Mahkemesi'nde süreç devam ediyor' dedi.

'SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ'

Avukat İbrahim Or da İdare Mahkemesi'nden sonuç alınamayınca Anayasa Mahkemesi'ne hak ihlali iddiasıyla bireysel başvuru yaptıklarını belirterek, 'Süreç AYM'de devam etmektedir. Disiplin soruşturması da sürmektedir. Meclise bu konuyla ilgili genel soru önergesi verilmiştir. Müvekkil açısından telafisi mümkün olmayan zararlar oluşmuştur. Fiziksel ve hayati fonksiyon kayıpları belgelerle sabittir. Gerekli soruşturma izni verildiği takdirde adli sürecin sağlıklı şekilde yürütüleceğine inanıyoruz. Malpraktis davalarında sıkça karşılaşılan 'komplikasyon' savunmasının bu dosyada yeri yoktur. Seyir defterleri, epikrizler, video kayıtları ve imzalı belgeler olmasına rağmen olayın inkar edilmesi kabul edilemezdir. Konuyla ilgili hem disiplinhem de adli sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız' diye konuştu.

HASTANEDEN AÇIKLAMA

Hastaneden yapılan açıklamada ise tazminat davası kapsamında Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasına karar verildiği belirtilerek, 'Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda hastayı tedavi eden davalı doktorun eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hastanenin de somut olayda organizasyon kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Davacıya uygulanan tedavide tıbbi hata bulunmadığı Adli Tıp raporu ile sübuta ermiştir. Söz konusu rapora davacı itirazda bulunmuş, yargılama devam etmektedir' denildi. (DHA)