Alman basını özetleri 4 Nisan 2018

Eski Katalan lider Puigdemont'un İspanya'ya iadesi ile ilgili tartışmalar Alman basınında bugün öne çıkan başlıca haberler arasında bulunuyor

Alman basını özetleri 4 Nisan 2018

Die Welt gazetesi, Carles Puigdemont'un İspanyol adaletine teslim edilmesi gerektiğini savunan bir yoruma yer veriyor:
"Ayrılıkçı Katalan lider İspanya'ya iade edilmeli mi edilmemeli mi? Hukukun koyduğu kurallara uymak kaydıyla tabii ki edilmeli. İspanya, Avrupa çapındaki yakalama kararı çerçevesinde Puigdemont'un iadesi için bastırıyor. Bu mekanizmayı Almanya'nın ulusal hukukuna da dahil. İadeyle ilgili son kararı verecek olan ise yargıdır. Almanya'daki Sol Parti gibi iade işlemlerine hükümetin müdahale etmesini isteyenler hukukun sınırlarını aşmış olur. Siyasi etkide bulunulması sadece hukukun üstünlüğünü zedelemek olmaz, aynı zamanda Almanya'nın İspanya'nın hukuk devletliğine güvenmediğini de gösterir. İspanya'da kimin haklı olduğuna karar vermek Almanya'ya düşmez. Bu haksızlık olur. Bırakın, mahkemeler görevini yapsın.”
Neue Osnabrücker Zeitung Puigdemont'un İspanya'ya iadesi için başlatılan işlemleri farklı bir açıdan değerlendiriyor:
"Eyalet Yüksek Mahkemesi'nin konuyu esaslı biçimde inceleyip karar vereceğinden kimsenin şüphesi olamaz. Mahkemenin yapacağı incelemeden sonra verebileceği tek karar Puigdemont'un İspanya'ya iade edilmesinin hukuka uygun olduğudur. Avrupa'nın ve Avrupa tutuklama emrinin gereklerinin yerine getirilmesi, Alman yargısına duyulan güveni de arttırır. Ancak kontrolün güvenden daha iyi olduğu da unutulmamalı. Yakalama emri neden önce kaldırılıp sonra yeniden yürürlüğe kondu? İspanya Ceza Kanunu'nun 473'üncü maddesinde belirtilen isyan suçu Puigdemont'a uyuyor mu yoksa bu madde İspanya'nın acı tecrübeler yaşadığı askeri ayaklanmalar için mi Ceza Kanunu'na alınmıştı?”
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman'ın son zamanlardaki şaşırtıcı çıkışlarını yorumlayan Frankfurter Allgemeine Zeitung'da şu satırları okuyoruz:
"Bin Selman'ın sansasyonel açılımına İran ile Suudi Arabistan arasındaki artan gerginliğin neden olduğunu kavrayabilmek zor olmasa gerek. Tahran ile varılan nükleer anlaşmaya karşı çıkanların başında Riyad ve Kudüs yönetimleri geliyor. İran'ın jeopolitik ve ideolojik yayılmacılığı Suudi Arabistan'ı tedirgin ediyor. Bunu Yemen anlaşmazlığındaki ağır ve acımasız müdahalesi de göstermiyor mu? Neredeyse askeri çarpışmanın eşiğine gelindiği izlenimine kapılmamak mümkün değil. Veliaht Prens bu izlenimin yanlış olduğunu gösterme zahmetine bile katlanmıyor. O bakımdan tek boyutlu düşünme alışkanlığını ve akıl kilitlenmesini aşması bakımından olumlu sayılsa bile bu yaklaşımın endişe verici olduğu da inkâr edilemez.”
General Anzeiger gazetesi Prens Bin Selman'ın İsrail ile ilgili sözlerini şöyle yorumluyor:
"Ülkesine toplumsal reformları tepeden dikte eden Suudi Prens, halkı için duygusal söylemlere pek gerek görmüyor. Onun için, kendileri gibi bölgedeki en büyük rakibi İran'ın düşmanı olan İsrail ile yakınlaşma sağlayabilmek önem taşıyor. Bin Selman'ın bu yakınlaşmayı üç haftalık ABD ziyareti sırasında ilan etmesi her şeyi anlatıyor. Nihayetinde Donald Trump, İran'ı kesinkes ‘haydut devlet' olarak görmüyor mu? Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki yakınlaşmanın Ortadoğu'yu daha güvenli bir bölge haline getireceği ise söylenemez.”
Kaynak: Deutsche Welle Türkçe
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER