Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)- ANTALYA Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) ilk günündeki panelde konuşan ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas J. Barrack, 'Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çok büyük saygım var. Netanyahu ise kendi ülkesi için iyi olan neyse onu yapmaya çalışıyor. Dünyanın bu bölgesi tek bir şeye saygı duyuyor. Kuvvet, güç' dedi.
ADF'nin bu sabahki oturumunda konuşan ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas J. Barrack, küresel ve bölgesel sorunlar hakkındaki görüşlerini paylaştı. Moderatörün savaşın savaşla bitirilemeyeceği, bölgedeki tek ve güçlü ekonominin Türkiye'yi, İsrail'in yeni İran olarak gördüğü ve başka bir çatışma döngüsü mü başlayacağı yönündeki sorusuna yanıt veren Thomas J. Barrack, şöyle konuştu:
'Bu benim kişisel düşüncem, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çok büyük saygım var. Netanyahu ise kendi ülkesi için iyi olan neyse onu yapmaya çalışıyor. Dünyanın bu bölgesi tek bir şeye saygı duyuyor. Kuvvet, güç. Ve eğer zayıflığı gösterirseniz bu yetersiz olacaktır. Suriye de bunun önemli bir göstergesi. Şu anda Suriye'de kuvvetli, cesur bir lider var. İnsanlar ilk etapta, geçmişte görüş açılarında belki hemfikir değildi. Ancak daha sonra bu tamamen değişti. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'da da aynı durum geçerliydi. Buradaki ikisinin arasındaki retorik, bence sadece bir retorik bu. Uyanıyorsunuz Tel Aviv'de, gazetelere bakıyorsunuz ve ne görüyorsunuz? Osmanlı İmparatorluğu 2.0'ın yeni bir versiyonunu görüyorsunuz. İşte İsrail şu anda Türkiye'nin olması gerektiği görüntüyü görüyor. Ve Türkiye'de sabah uyanıyor, İsrail 2.0'u görüyor. Maltalardan, Viyana'ya kadar olan bölgelerde. Şimdi eğer biz buradan sürekli olarak daha önce de duymuştunuz enerji dünyası en ucuz, en esnek şey, lojistik burada, vapurlarla ya da gemilerle bunları götürmektir. Dolayısıyla bu şekilde Arap Körfezi'nden Endonezya'ya kadar gidebilirsiniz. Bunu bir boru hattıyla da yapabilirsiniz. O yüzden de zaten yüzde 30 oranında bir kapasiteye sahip şu anda. Fakat üretim mesele değil, burada güvenlik meselesi söz konusu. Zamanlı bir şekilde ve bir şey olacak olursa, mesela Türkiye'de ya da Suriye'de herhangi bir şey olursa fikri var. Fiber optikler olsun, her şeyi düşünüyoruz. Azerbaycan, Ermenistan'ı düşünüyoruz, aradaki koridoru düşünüyoruz. Ne geçiyor burada? Petrol, gaz, bilgi, veri, materyal, malzemeler. Nereye gidiyorlar, nasıl gidecekler? İşte İsrail, Türkiye ile hizalanıyor. Abu Dhabi ile Arabistan mesela İsrail hizalanabilir ve bu büyük ülkelerdeki refah aslında cevabın ta kendisidir. Buradaki retoriğe baktığımız zaman Türkiye burada önlemli bir ülkedir.'
'ARAP BAHARI BAŞARILI OLAMADI'
Körfez'in son derece iyi ve monarşinin de gayet iyi çalıştığını dile getiren Thomas J. Barrack, 'Yine bölgeye baktığımız zaman, bunu söylediğim zaman eleştiriliyor olabilirim, anti-demokratik görülebiliyor ama burada çalışan tek şey buradaki kuvvetli liderlik rejimleridir. Yani buradaki monarşiler veya bir nevi monarşik bir cumhuriyet başarılı oluyor. Yani Arap Baharı mesela hiçbir şekilde başarılı olamadı. İnsan hakları yolunda gidildiği zaman bu noktada başarı söz konusu olmadı. Dolayısıyla Körfez içerisinde refah önemlidir. Kuvvetli bir medeniyeti var. Suriye belki de zaten dünyanın en eski medeniyetlerinden biri, yüzyıllarca ayakta durdu. Yahudiler, Müslümanlar, Hristiyanlar hepsi yan yana durdular. Yan yana yaşadılar. Hiç kimsenin aslında Yahudilerle herhangi bir sıkıntısı yok. Ben de İsraillerle konuştum. Taktiksel olarak ne yaptığınızı biliyorum dedim. Ben aslında bölgedeki çiftçiyim. Bu çiftliğin sahibi patronum dedim. Ama pratik olarak doğru bir şey yapmamız gerekiyor. Şimdi bütün bu ateşkeslere baktığımız zaman ise şimdi bir ateşkesimiz var. İsrail sadece kendisine karşı bir silahlı saldırı olursa ateşkesi sürdürmeyecektir. Dolayısıyla bu noktada bir Lübnan'da yaşananlara bakın, 10 milyar dolarlık harcamalar yaptık burada. Savaşın durdurulmasını istedik. Anlaşmanın hemen beş gün sonrasında savaş başladı. Neden? Çünkü İsrail'in yan bir anlaşması vardı, Biden zamanında yapılmış olan. Sizin kendi tanımlamanıza göre eğer bu anlaşmaya bakılacak olursa istediğinizi yapabilirsiniz diyoruz. O zaman dediler ki refah konusunda buna bir hizalama olması gerekiyor ve İbrahim anlaşmaları vardı. İlk etapta aslında yapılması gerekiyordu. Gerçekten bütün bu konular üzerinde çalışılırken herkes gerçekten bu fikirlere son derece büyük bir saygı gösterdiler' diye konuştu.
'TÜRKİYE BİZE YARDIMCI OLABİLİR'
Türkiye'nin katılımcı olması ve Gazze'yi ve Gazze halkının hakkını korumak maksadıyla burada liderlik etmesi konusundaki düşünceleri sorulan ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas J. Barrack, şöyle konuştu:
'Amerika Birleşik Devletleri şimdi istiyorsanız Sayın Trump da söyleyebilir bunu, kendi fikirlerini telefonunu verip de söyleyebilir bunu. Fakat burada yapılabilecek en önemli şeylerden biri Türkiye'nin bu forma dönüşmesi. Neden derseniz. Çünkü aynı sebepleri söyleyeceğim şimdi. ABD'nin Gazze'deki müdahalesindeki en önemlisi Türkiye Hamas'ı bir terörist organizasyonu olarak görmemektedir. Aynı zamanda Katar da öyle. Burada eğer Erdoğan varsa ve burada eğer bir kara kuvveti varsa tamam diyoruz. Ama ne yok burada? İnsanların kalbi yok. Yani burada bu noktada da istenilen şeyi belki varılmadı fakat burada bizim müdahale edebileceğimiz iki tane yer var Hamas'la beraber. Bunlardan birisi Katar'da, diğeri Türkiye'ydi. Dolayısıyla Sayın Erdoğan ve ekibi sabah 10'da hemen bu barış anlaşması yapılmadan önce Şarm El-Şeyh anlaşması yapıldı. Burada iki tane Hamas lideri vardı ve anlaşma sağlanıyordu. Sayın Trump da 10.15'te Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradı ve sizin müdahale etmenizi istiyoruz dediler. Hakan Fidan, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan hepsi öğleden sonra geldi ve bu iki Hamas lideriyle bir araya geldi. Yani eğer bu olmasaydı terörist organizasyon olduğunu düşünüyorsanız onu dışarıda tutmanız gerekiyor. Eğer Türkiye'yi devreye sokarsanız o zaman gerçekten de olup biten her şeyi bertaraf edebilir. Bunun için aynı dili konuşabilirler veya bütün bu zulümleri bertaraf edebilecek bir yol yöntem bulunabilir.'
SURİYE İLE BARIŞ
Suriye ve İsrail'e karşı herhangi bir anlaşılma yapılmadığı ve barışın nasıl olacağı sorusu yöneltilen Barrack, '8 Kasım'dan bugüne kadar geldiğimiz zaman Şara rejiminden sonra Suriye'de herhangi böyle bir sorun söz konusu olmadı. Yani İsrail'le herhangi bir sorunları yok ve İsrail ile Suriye'nin bir sorunu, bir savaş olsun istemiyorum. Dolayısıyla agresyon olmadığı bir anlaşmanın ve normalizasyonun geçildiği bir dönem istiyoruz. İsrail burada özellikle de Güney İsrail'deki halklar ve Suriye sınırındaki kişiler aslında İsrail'in kuzenleri. Yani burada Yahudiliğin tarihi de farklı bir tarih tabii ki hatırlarsanız, İsrail'de Sayda olayını hatırlayacaksınız. İlk başta özellikle El Şara rejiminde çok zor bir şeydi. Burada İsrailliler sınıra gelerek yeğenini, İsrailli kuzenlerini korumak maksadıyla sınıra kadar gelmişlerdi. Netanyahu da bu konuda çok emindi. 7 Ekim'den sonra her şey değişti. Hiçbir şekilde 69 ya da 74 sınırı ilgilenmedi. Ama şu anda İsrail'e karşı son derece güzel bir normalleşme var. Ben başkanla beraber 5 görüşme yaptım. Ve beraberce hala tartışmalarımızı sürdürüyoruz. Suriye tarafı inanılmaz bir sabır gösterdi. Fakat bütün bu olaylarda, bütün bu vakalarda 5 ülkenin 5 tane sınırından bahsediyoruz. Açıkçası şu anda tüm bu savaşlardan, çatışmalardan dolayı birazcık tartışmalar yavaşlamış olsa da yine de buraya geleceğiz' ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER
Türkiye ile S-400'ler gibi olaylardan sonra normalleşmenin sorulduğu Büyükelçi Barrack, 'Son 16 ayda çok daha fazla ilerleme yaşadı Türkiye- ABD ilişkileri arasında, son 50 yıldaki ilerlemeyle karşılaştırdığımız zaman sadece Sayın Erdoğan değil, Sayın Trump da her seviyede hem dışişleri bakanları hem de askeri ve ticaret anlamında da pek çok ilerleme oldu. Türkiye, Rus savunma sistemini aldı, sıkıyönetimin ardından ve S-400 sistemini aldı. O dönemde bizim ikinci büyük NATO üyesi ortağımızdı. Türkiye için ne demek? Bizim için çok daha önemli tabii ki. S-400'ü satın aldıkları zaman, bu gövde montaj programını aldıkları zaman pek çok yaptırım oldu, bir kısmı da işe yaramadı. Ne oldu? Yani yaptırım yaptığınız ülkeler o kadar daha iyi çözümler geliştiriyorlar ki başka ülkelerin yapmayacakları şeyleri ve Amerika'nın pek de çıkarına olmayan şeyleri yapmaya başlıyorlar. Ama buradaki ittifak ticari uygulamalarla ilgili olarak 100 milyar dolarlık Jumbo jetlerin satın alımı, büyük bankaların Türkiye'deki yaptırımlarla 10 sene hareketsiz hale getirdi. Dünyanın her yerindeki yaptığı işleri tehlikeye attı. Projelerin hepsi yürürlüğe girdi. Suriye'de olanlar ağırlıklı olarak Türkiye'ye faydası olan etkinliklere dönüştü' diye konuştu.
'SAYIN ŞİMŞEK BİR DAHİ'
Bu büyüyen çiçeğin her yere polenlerini saçtığını ve Türkiye'nin yüzünü güldürdüğünü dile getiren Barrack, 'Ne oldu? Enerjinin yeniden hizalanmasından bahsediyoruz. Enerjinin doğudan batıya tekrar dağıtımından bahsediyoruz. Türkmenistan, Azerbaycan'dan, Hazar'dan, Ermeni'ye, buradaki sınırlarda 8 ülkedeki deniz aşırı dağıtım olmadığı kadar iyi oldu. Yani Sayın Şimşek, zannediyorum hepimiz zaten katılacaksınız bu görüşe, bir dahi. Çok zor bir çözüm yaptı ama iki ülke arasındaki ilişki hiç bu kadar iyi olmamıştı. Zaten S-400'ler sorunu da yakında çözülecektir diye düşünüyorum. Tabii ki benim patronum bakış açısı da F-35 programının uygulanmasıyla çözüyoruz. Ve F-35 ve S-300 olacak. Yani Türkiye'deki mesela başka bir tarihi bir mesele, oraya hiç girmek istemiyorum. Yani tekrar Mikonos'a gitmeme izin vermezsiniz diye düşünüyorum' dedi.
'APTALCA SAVAŞIN İÇERİSİNDE KAPILIP KALDIK'
Dün yapılan anlaşmada da İsrail'in istediği zaman saldırmasına ilişkin bir madde olduğuna dikkat çekilerek, 'Bu ateşkes mi saldırabilmesi için' şeklindeki soruyu yanıtlayan Barrack, şunları kaydetti:
'Dün olanların aslında iyi yanı şu, yani mantıksız öldürmeleri, mantıksız katliamı durdurdu ve 'İsrail'le bir aradayız' dedi. Ve bir ara vermemiz gerekiyordu tabi ki. O masada iki kişi eksikti. Hizbullah ve İran yoktu o masada. Ne oldu? Yani doğru yönde ilerlemeye başladık. Yani başkan Nevvaf Selam naçizane görüşüm en iyi liderlerdir bölgedeki. Ben aslen Lübnanlıyım. O yüzden söyleyebilirim diyeceğim. Ama Hizbullah için bir yol olması lazım. Kirli Hizbullah'ı öldürme olabilir mi? Bu başlangıç. Ateşkes çok hassas bir noktadır. Çünkü herkes birbirine aynı oranda inanmaz ve güvenmez bir durumdaydı. En iyi, en güvenli, yanıtı verecek olan kabinedeki kişi ise benim patronum olabilir ve ben kendisine büyük saygı duyuyorum ve bu konuda sabit fikirde. Gerçekten bu aptalca savaşın içerisinde kapılıp kaldık. Bebek adımlarıyla, çok basit adımlarla ilerleyeceğiz.' (DHA)