Sağlık

'15 mm üzerindeki safra yolu taşlarında alternatif yöntemler değerlendirilmeli'

Abone Ol

İSTANBUL, (DHA)- GASTROENTEROLOJİ Uzmanı Dr. Ayça Gökçen Değirmenci Saltürk, safra yolu taşlarının, özellikle 15 mm üzerindeki boyutlara ulaştığında safra akışını engelleyerek sarılık, enfeksiyon ve ciddi sindirim sistemi sorunlarına yol açabilen klinik tablolar arasında yer aldığını belirtti. 15 mm üzerindeki safra yolu taşlarında alternatif yöntemlerin değerlendirilmeli diyen Uzm.Dr. Saltürk, 'Büyük ve zor yerleşimli taşlarda kolanjioskopi ve elektrohidrolik litotripsi (ehl) gibi ileri endoskopik yöntemlerle taş parçalanarak temizlenebiliyor' dedi.

Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Ayça Gökçen Değirmenci Saltürk, safra yolu taşlarının, sindirim sisteminin işleyişini doğrudan etkileyen ve tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara neden olabilen hastalıklar arasında yer aldığını ifade etti. Uzm.Dr. Saltürk, 'Özellikle ana safra kanalı olarak bilinen koledok içine düşen taşlar, safra akışını engelleyerek sarılık, karın ağrısı ve enfeksiyon gelişimine zemin hazırlayabilir. Taşın boyutu büyüdükçe ve yerleşimi zorlaştıkça tedavi süreci daha karmaşık hale gelebilir' diye konuştu.

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayça Gökçen Değirmenci Saltürk, büyük safra yolu taşlarında standart yöntemlerin her zaman yeterli olmayabileceğini belirterek ileri endoskopik yaklaşımların önemine dikkat çekiyor. Özellikle 15 mm üzerindeki taşlarda alternatif yöntemlerin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

BÜYÜK SAFRA YOLU TAŞLARI NEDEN RİSK OLUŞTURUR

Uzm.Dr. Saltürk, 'Safra yolu taşlarının boyutu arttıkça, safra kanalında tıkanıklık oluşturma ihtimali de artar. Bu durum yalnızca ağrıya değil, aynı zamanda ciddi enfeksiyonlara da yol açabilir. Safra kanalında yer alan büyük taşlar, safra akışını engelleyerek sarılığa neden olabilir. Bunun yanı sıra kolanjit olarak bilinen safra yolu enfeksiyonları gelişebilir. Bu tablo zamanında müdahale edilmediğinde hayati risk oluşturabilecek kadar ilerleyebilir.' Büyük taşların varlığında, klasik yöntemlerle taşın çıkarılması her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle daha ileri tekniklere ihtiyaç duyulabilir' dedi.

'TAŞA DOĞRUDAN ULAŞMAYI SAĞLAYAN YÖNTEM: KOLANJİOSKOPİ'

Uzm.Dr. Saltürk, 'Gelişmiş endoskopik sistemler sayesinde safra yollarının doğrudan görüntülenebilmesi, tedavi sürecinde önemli bir avantaj sağlar. Kolanjioskopi yöntemi ile safra kanalının içine ilerlenerek taşın doğrudan görüntülenmesi mümkün hale gelir. Kolonoskopi ile taşın konumu, büyüklüğü ve yapısı net şekilde değerlendirilebilir. Bu durum müdahalenin daha kontrollü ve hedefe yönelik yapılmasına olanak sağlar' diye konuştu.

Uzm.Dr. Saltürk, bu yaklaşımın özellikle daha önce yapılan girişimlerde başarı sağlanamayan veya taşın zor yerleşimli olduğu durumlarda tercih edilebilen yöntemler arasında yer aldığını belirtti.

'ELEKTROHİDROLİK LİTOTRİPSİ İLE PARÇALAMA İŞLEMİ'

Büyük ve sert safra yolu taşlarında kullanılan yöntemlerden birinin de elektrohidrolik litotripsi olduğunu belirten Uzm.Dr. Saltürk, 'Bu yöntemde taş üzerine odaklanan enerji dalgalarıyla parçalama işlemi gerçekleştirilir. Elektrohidrolik litotripsi, taşın küçük parçalara ayrılmasını sağlar. Parçalanan taşlar daha sonra safra kanalından temizlenebilir hale gelir. Özellikle büyük ve sert taşlarda etkili bir seçenek olarak değerlendirilir. Bu tür müdahaleler, teknik olarak ileri düzey deneyim ve uygun ekipman gerektiren işlemler arasında yer alır. Taşın boyutu, sertliği ve bulunduğu bölge, işlemin zorluk derecesini doğrudan etkileyebilir' dedi.

ZORLU VAKALARDA TEDAVİ SÜRECİNİN YÖNETİMİ

Uzm.Dr. Saltürk, 'Safra yolu taşlarının tedavisinde başarı, yalnızca kullanılan yönteme değil; taşın özelliklerine, hastanın genel durumuna ve zamanında müdahaleye bağlı olarak değişebilir. Büyük çaplı taşlarda tedavi süreci daha dikkatli planlanmalı ve olası riskler göz önünde bulundurulmalıdır. Şiddetli karın ağrısı, sarılık, mide bulantısı ve ateş gibi belirtiler safra yolu taşlarını düşündürebilir. Bu tür bulguların varlığında gecikmeden değerlendirme yapılması, gelişebilecek komplikasyonların önlenmesi açısından önem taşır.Taşın boyutu ve yerleşimi tedavi yönteminin belirlenmesinde önemli rol oynar. Her hastada aynı yöntem uygulanmaz. Bu nedenle uygun yaklaşımın belirlenmesi için detaylı değerlendirme yapılması gerekir' diye konuştu.

Uzm.Dr. Saltürk, 'Günümüzde gelişen endoskopik teknikler sayesinde safra yolu taşlarının tedavisinde farklı seçenekler gündeme gelebilmektedir. Ancak bu yöntemlerin seçimi, hastanın klinik durumu ve taşın özellikleri doğrultusunda planlanmalıdır. Erken tanı ve doğru müdahale, tedavi sürecinin daha kontrollü ilerlemesine katkı sağlayabilir' dedi.