İkili Kalıtım Kuramı

Türker Ertürk

Medeniyet veya Türkçesi ile uygarlık; insanlığın uzun zaman içinde ürettiği maddi ve manevi araçların tümüdür. Bilim, sanat, düşünce ve teknolojik ürünler medeniyetin yarattıklarıdır. İnsan uygarlığının gelişimi içinde tekerleğin icadı, tarım devrimi, avcı ve yiyecek toplayıcı yaşamdan yerleşik düzene geçilmesi, dinlerin yaratılması ve evrimi, şehirlerin meydana gelmesi, takasın yerine paranın bulunması ve ticaretin gelişmesi, coğrafi keşifler, sanayi devrimi, bilişim devrimi ve internet önemli kilometre taşlarındandır.

İnsanlığın çok uzun zaman dilimi içinde önceleri çok ağır, sonraları hızlanan ve günümüzde ise ses hızına ulaşan bu medeniyet gelişimi; tüm insanlığın ortak katkısı ve malıdır. Yani insanlığın yarattığı bu medeniyet tektir. Batı ve Doğu, Kuzey ve Güney, Hristiyan ve İslam medeniyeti gibi ayrımlar zorlamadır ve gerçekçi değildir.

Medeniyet Tektir

İnsanlığın yarattığı ve bugün ulaştığı bu medeniyet seviyesine tüm insanlığın az veya çok katkısı var. Birbirileri üzerine konan tuğlalar şeklinde inşa edilmiştir bu gelişim. Zaman içinde, bu gelişime farklı coğrafi bölgeler liderlik etmiştir. Mezopotamya’yı da içine alan Bereketli Hilal, Anadolu, Asya, Akdeniz Havzası ve sonra Avrupa; insanlığın bu medeniyet gelişiminin başat itici gücü olmuş. Coğrafi keşiflerle birlikte başlayan küreselleşme nedeniyle; Amerika kıtası da Aztekler, Mayalar ve İnkalarla bu ortak insanlık medeniyetine katkı sağlamıştır.

Yaklaşık 7,3 milyar nüfusa sahip yer kürenin tamamının, bugün insanlığın ulaştığı medeniyet seviyesinde olduğu tabii ki söylenemez. Ama aynı durum, bir ülke içinde de söz konusudur. Yani bir ülkenin ulaştığı medeniyet seviyesine tüm ülke nüfusunun tamamının ulaştığı da söylenemez. 

Kültürler Farklı Olur

Kültür ise medeniyetten farklı bir kavramdır. İnsanların davranışını etkileyen, toplumsal öğrenme yolu ile edinilen ve bireysel olarak biriktirilen bilgiye kültür diyoruz. Yani kültür, tarihsel ve toplumsal gelişim süreci içinde yaratılan her türlü değerler ve bunların gelecek kuşaklara aktarımıdır.

Kültür ve medeniyet arasındaki farkı daha açık ve özet olarak ifade etmek gerekirse; kültür her topluluğun kendine mahsus yaşayış ve davranış tarzıdır. Medeniyet ise daha geneldir, milletler ve toplumlar arasıdır ve tüm insanlığın ürettikleridir ve ortak malıdır. 

Genetik ve Kültürel Evrim

Bu uzun girizgâhtan sonra, bugünkü yazımın esas konusuna gelmek istiyorum. Bu yazıyı yazmama; geçenlerde Turizm ve Kültür eski Bakanı Tınaz Titiz ve değerli sınıf arkadaşım Ayhan Yıldızel ile yaptığımız yemek sohbeti neden oldu. Sohbet sırasında Tınaz Titiz, “İkili Kalıtım Kuramı”ından bahsetti. Konu ilgimi çekince, Beyaz Nokta Gelişim Vakfı tarafından bilimsel veriler üzerine inşa edilmiş olan çalışmayı incelemem için elektronik postayla gönderdi.

Gen ve kültür ortak evrimi olarak da bilinen İKK (İkili Kalıtım Kuramı); insan davranışlarının, etkileşim halinde genetik evrim ve kültürel evrim süreçlerinin ürünü olarak nasıl ortaya çıktığını açıklamak için 1970’lerin sonlarında geliştirilmeye başlanmış.

Değişmeyen Kural

Evrenin değişmeyen tek kuralı; değişimdir. Evrim ise değişimi inceleyen bilim dalıdır. Değişmeyen, değişen koşullara uyamayan, seçilmeyen, nitelik kazanamayan ve güçlü olmayan yok olur. Kültür de zaman içinde değişir ve evrim geçirir.

Sosyal öğrenme süreçleri, kültürel evrime neden olur. Kültürü öğrenecek ve aktaracak insan kapasitesi ise genetik olarak evrim geçirmiş psikolojik mekanizmalardan oluşmuş. Özetle; kültürel ve genetik evrim birbirini tetikler ve etkiler. 

Kültür, DNA’yı Bile Etkiliyor

ABD'nin Kaliforniya Üniversitesi'nden bilim insanları, Latin etnik alt gruplara mensup çocuklar üzerine yaptıkları çalışmada; DNA'nın genetik oluşumunda çevresel faktörler ve kültürel deneyimle kazanılan farklılıkların, kalıtımsal farklılıklar yanında bağımsız olarak etkili olduğunu belirtiyor.

Bu, esasında çok teknik bir konu. Burada kısaca bilinmesi gereken; kültürel gelişimin yani evrimin, aklen ve bedenen daha nitelikli nesiller yaratılmasını da yakından etkilediği konusudur. Bu da muasır medeniyet seviyesini yakalamanıza imkân verecek nesillere ulaşmanızı sağlıyor. 

Şimdi; Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimlerini bu bilgiyle tekrar değerlendirin. Devrimler, aslında kültürel gelişim için olmazsa olmazlardı. Bu kültürel değişim olmadan, muasır medeniyet seviyesi yakalanamazdı.

Osmanlı Niçin Yok Oldu?

Geçmişte Türkler, insanlığın yarattığı medeniyete çok büyük katkılar sağladılar. Ama Osmanlı’nın son döneminde, bu yarışın dışında kaldılar. Nedeni ise yanı başında Avrupa’da meydana gelen değişimin dışında kalmalarıydı. Evrenin değişmeyen tek kuralıydı değişim! Değişmeyen, değişen koşullara uyamayan yok olurdu! 

Osmanlı; gerçekte bu nedenle enkaz haline geldi ve yok oldu! Çünkü Avrupa’da Rönesans ve reform ile başlayan, Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi, Akılcı ve Bilimsel Düşünce Dönemi’ne geçişin değişimini anlamasına ve içselleştirmesine kültürel durumu müsaade etmiyor ve direnç gösteriyordu. 

Osmanlı’yı yönetenler de işlerin iyi gitmediğini anlıyor ve Avrupa’nın kendilerini fersah fersah geçtiğini görüyordu. Çözümü, onların ürettiklerini alarak sağlayabileceklerini sandılar. Halbuki imkânsızdı! Alınması gereken; o üretimi sağlayan kafa yapısıydı!

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

İşte Atatürk, bu kafa yapısını yaratmanın peşindeydi! Cumhuriyet; bu projenin adıydı! Anadolu’nun ortasında, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde bir yandan modern tarım nasıl yapılır öğretilirken, diğer yandan dünya klasikleri okutmanın, mandolin çaldırmanın, tiyatro oynatmanın nedeni buydu. Atatürk, ezberleyen ve biat eden değil, sorgulayan, aklı ve bilimi tek yol gösterici olarak belleyen, güzel sanatlarla beslenen kültüre sahip nesillerin muasır medeniyet seviyesini yakalayabileceğini biliyordu.

Yarın, Cumhuriyet Bayramımızın 94.yıldönümünü idrak ediyoruz, bayramımız kutlu olsun.  Bu münasebetle; 29 Ekim’de Münih’te, 30 Ekim’de Bremen’de, 31 Ekim’de ise Köln’de düzenlenen Cumhuriyet Bayramımızı kutlama etkinliklerinde olacağım. 

Yayınlanacağı zaman Almanya’da olacağımızdan; çekimlerini daha önce gerçekleştirdiğimiz, Cumhuriyetin ne olup ne olmadığını ve Cumhuriyetimize yönelik tehditleri ve saldırıları nedenleri ile anlatmaya çalıştığımız röportajımızı CEM TV ekranlarında, 29 Ekim günü saat 11:30’da başlayacak ve yaklaşık bir saat sürecek Cumhuriyet Bayramı programında izleyebilirsiniz.