DOĞRU TARAF NERESİ

Türker Ertürk

Geçen hafta, değerli sanatçımız Genco Erkal’ın davetlisi olarak; “Bir Delinin Hatıra Defteri” oyununu izledim. Hala oyunun etkisinden kurtulamadım dersem, yalan olmaz. Genco Erkal gerçekten muhteşemdi, mutlaka izlemenizi öneriyorum. Sahnede tek başına 1,5 saat kaldı ve hiç susmadı. Oynarken hem yaşadı, hem de yaşattı. Bana sorarsanız; tek kişilik tiyatro oyunlarında, ülkemizin en iyisi!

 

“Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı tiyatro oyunu; Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı Nikolay Vasilyeviç Gogol tarafından, 1842’de yazılmış. Oyun; sıradan bir devlet memurunun, platonik aşkı olan burjuva kızının bir asilzadeyi sevdiğini öğrenmesiyle başlayan travma ve hedef değiştiren hayallerinin soylu bir asilzade ve kral olmaya yönelmesi ve sonuçta delirerek, bir akıl hastanesine kapatılmasını konu alıyor. Sıradan devlet memurunu oynayan Genco Erkal, oyunu deli gömleği içinde mükemmel bir performansla bitiriyor.

 

Delirmediğimiz Anlamına Gelmez

 

Bugün ne yazık ki, ülkemizde yaşananlar açısından farkındalığı olanların birçoğu delirdi, birçoğunun da delirmesine ramak kaldı. Deli gömleği henüz giymiyor olmak, delirmediğimiz anlamına gelmiyor. Toplum olarak delirmemizin ve zıvanadan çıkmamızın nedenleri çok. 

 

Bozulan, hatta iflasa giden ekonomi, işsizlik, liyakatin ve niteliğin artık beş kuruşluk değerinin kalmayışı, gelecek endişesi, işini kaybetme korkusu, her gün patlayan bombalar, şehirlere inen ve yaygınlaşan terör, hırsızlığın, arsızlığın, eşkiyalığın, hukuksuzluğun ve yolsuzluğun devlet yönetimine egemen olması, cinsel içerikli suçların tavan yapması, kendi kızına duyulan şehvetin dinden referans alması, her gün gelen şehitler ve daha sayın sayabildiğiniz kadar!

 

Vatanseverliğin Gereği

 

Toplumu delirten, ayrıştıran ve iç savaşa doğru sürükleyen felaketin tek bir sorumlusu var; ülkemizi 14 yıldır istediği gibi yöneten siyasi iktidar. Her geçen gün, bir önceki günü arar vaziyetteyiz. Bugün ülkemizi gayri anayasal ve gayri hukuki olarak yöneten iktidar iradesi ile ülkemiz için, gerçekten çıkış ve esenlik yok! Bunu görememek için; ya dinle kandırılmış ya da bu düzenden mamalanıyor olmak lazım.

 

Şimdi, utanmadan daha fazla yetki istiyorlar. Sizin anlayacağınız; anayasalı diktatörlük peşindeler. Bizim için ilk anayasa sayılan 1876 tarihli Kanun-i Esasi’nin Osmanlı Sultanlarına bile vermediği yetki, 21. Maddelik Anayasa teklifinde istenmektedir. Bunun adı; faşizmdir. Buna karşı direnmek; ahlakın, haysiyetin, şerefin, vatanseverliğin, toplumsal iç barışımıza, demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine sahip çıkmanın gereğidir.

 

Bir Kucaktan Öbür Kucağa

 

Bu iktidar değil miydi; emperyalizmin Suriye’deki vekalet savaşının ateşine beş yıl odun taşıyan, sınırlarımızı kevgir eden, içlerinde radikal İslamcı teröristleri barındıran, 4 milyon mülteciyi ülkemize yığan ve Suriye ile 911 km’lik sınırımızın 800 km’sine PKK’nın egemen olmasına, Araplara ve Türkmenlere karşı etnik arındırma yapmasına sessiz kalan! Daha 6 ay öncesine kadar Rusya’ya ve Putin’e saldırıyor, 5. Madde gereği NATO’yu davet ediyor, NATO ve Rusya arasında savaş kışkırtıcılığı yapıyor ve NATO’nun Karadeniz’de daha aktif olmasını istiyorlardı. 

 

Düşünebiliyor musunuz; 6 ay sonrasını bile göremeyen bir irade, ülkemizi düzlüğe çıkarabilir mi? O gün ABD’nin kollarında, bugün ise Rusya’nın! Geçen gün bir okurum yazmış; “İktidar ABD’nin kucağında oturuyordu, eleştirdiniz. Şimdi oradan kalktı, Rusya’nın kucağına oturdu, yine eleştiriyorsunuz. Sizi anlamadık!” diye serzenişte bulunmuş. 

 

Nitelikli Kadrolarla Mümkün!

 

Sanırım yazılarımda iyi anlatamamışım; ABD’nin kucağında oturmamanın alternatifi, Rusya’nın kucağında oturmak değil. Tabii ki, Rusya bizim komşumuz ve iyi ilişkiler içinde olmak zorundayız. Özellikle, Suriye konusunda çok yanlış yaptık. Suriye’deki çıkarlarımız, bölge ülkeleri olan Rusya ve İran’la örtüşüyordu ve çelişmiyordu. 

 

Ayrıca; Irak ve Suriye merkezi hükümetleri ile iş birliği yapılmalıydı, otonom yapılar ve radikal İslamcı teröristlerle değil. Ama Batı ile, ABD ve AB ile de dengeli ilişkiler sürdürülmeli. Biri, diğerine rağmen olmamalı! Tarafımız, daima ülkemizin güvenliğinin ve çıkarlarının tarafı olmalı. Bir kucaktan, öbür kucağa savrulmamalıyız. Bulunduğumuz jeopolitik konum bize; Batı ile de Doğu ile de karşılıklı güven, iş birliği ve çıkara dayanan akılcı politikalar uygulamamızı dikte etmektedir. Bu politika, bilim egemen kafalı ve eleştirel akla sahip nitelikli kadrolarla mümkündür.