Menbiç’te ayak oyunları

Necdet Sivaslı

Türkiye’nin terör örgütü PYD konusundaki Menbiç kararlılığı, şimdi Türkiye karşıtlarının ayak oyunlarına döndü. PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin Menbiç’ten çıkmasını isteyen ve “Çıkmasan vururuz” diyen Türkiye’nin bu kararlılığı karşısında ilk ayak oyunu Amerika’dan geldi.

 

Nasıl mı?

 

Amerika, bazı özel güçlerini Menbiç’e kaydırdı. Buradaki terörist güçlerle birleşen Amerika, sınırdaki güçlere kendi bayrağını çektirdi. Bu hareketin anlamı “Ben PYD’yi koruyorum, sakın buralara yaklaşma” demektir.

 

İlerleyen zaman içinde Rusya Genelkurmay Başkanlığı Ana Harekât Daire Başkanı Sergey Rudskoy’in “PYD, Menbiç’ten çekilmeyi ve burayı Esad güçlerine bırakmayı kabul etmiştir” açıklaması geldi.

 

Bu iki gelişme şu gerçeği ortaya koyuyor:

 

Amerika ve Rusya, yanlarına Esad güçlerini de alarak bölgede işbirliği içindeler. Terör örgütü PYD’yi koruma altına alıyorlar. Tansiyonu düşürmek için de yeni ayak oyunları ile oyalama çalışmalarını sürdürüyorlar.

 

Verilen sözler tutulmuyor. Amerika daha önce Türkiye’ye “PYD Münbiç’ten çekilecek” diye söz vermedi mi?

 

Zaten daha önce Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ne demişti, onu anımsayalım:

 

“Önce DEAŞ bazı yerleri rejime bıraktı. Şimdi de gördüğümüz kadarıyla PYD, YPG, bazı yerleri rejime terk ediyor. Bu, aslında PYD’nin DEAŞ’ın ve rejimin birlikte zaman zaman hareket ettiği iddiamızı doğrulayan, ispatlayan bir gelişme. Yani birbirine düşman gibi görünen pek çok yapının kolaylıkla bir araya geldiğini şu birkaç günlük hareketlilikten gördük.”

 

Bu hareketliliğe de Amerika ve Rusya birlikte imza atıyor.

 

Oynanan oyun aslında çok tehlikeli ve bölgenin kaderini de değiştirebilecek nitelikte görünüyor.

 

Peki, sorun nasıl çözülecek? Türkiye’nin bu saatten sonra nasıl hareket etmesi gerekecek? Bu sorulara kolay yanıt bulunamıyor. Ancak, Süleyman Şah Türbesi’nin eski yerine taşınması ile bu konuda bir yol bulunabileceğine dikkat çekiliyor.

 

Geçenlerde “Münbiç kararlılığımız” başlığı altına yazdığımız yazıda Türkiye’nin güvenliği için artık bazı riskleri göze alması gerektiğine değinmiştik. Gerektiğinde hiç kimseye güvenmeyeceğimizi ve kendi göbeğimizi kendimiz kesmek durumunda kalabileceğimize de vurgu yapmıştık.

 

Emekli Tuğgeneral, Dr. Naim Babüroğlu, geçenlerde Milliyet Gazetesi’nde Tunca Bengi’nin yazdığı “Münbiç düğümü nasıl çözülecek?” başlığı altında yazdığı yazıda görüşlerini yansıtmış. Konumuz ilgilendirdiği için Babüroğlu’nun bu konudaki görüşlerini sizlerle paylaşmak istedik:

 

“Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu nokta Türk toprağı, BM 51. maddesi de buna cevaz veriyor, meşru müdafaa hakkı. Süleyman Şah Türbesi’ni geçici olarak taşımıştık zaten. Şimdi orada durumlar değişti. El Bab harekâtı bitti koşullar oluştu ve olgunlaştıysa, Türkiye olarak vatan toprağımıza tekrar sahip çıkacağız. Buranın emniyetini sağlamak içinde kuzeyden, sınırdan mesela 20 kilometre genişliğinde bir de emniyet koridoruyla aşağıya doğru indiğimizde Münbiç’in bir bölümü de içinde kalıyor zaten. Yani oraya Süleyman Şah Türbesi’ni konuşlandırırsak zaten PYD/YPG bölgesine girmek zorundayız. Ayrıca ne kazanıyoruz? Fırat’ın hem doğusunda hem batısında bir emniyet koridoru açıyoruz. Türkiye bunu kullanmalı. Bunun için ABD’yi, Rusya’yı ikna etmek zorunda değil çünkü Suriye’yle anlaşma var ve o anlaşmaya göre burası Türk toprağı. ABD burada fazla bir şey söyleyemez. Eğer Amerika, Yol vermiyorum derse, 1974 Barış Harekâtı’nda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yaptığını yaparsın. ABD’ye, AB’ye, NATO’ya ve ambargoya rağmen nasıl Kıbrıs Barış Harekâtı icra edildiyse bunu da o meşru müdafaa hakkı kapsamında icra edecek Türkiye. Eğer icra edemezse, Münbiç kalırsa, Süleyman Şah Türbesi de yerine taşınmazsa ve Münbiç’le Hatay’ın sınırındaki Afrin güneyden koridorla birleştirilirse, o zaman El Bab harekâtının önemi de kalmaz. Türkiye buna izin vermemeli. Münbiç ve Afrin Türkiye’nin geleceği açısından ulusal güvenlik adına bir tehdittir. Sadece o da değil. Bana göre, Fırat’ın doğusundaki PYD bölgesi Cezire, Kobani, Telabyad da tehdittir. Dolayısıyla, Türkiye bazı riskleri göze almak zorunda...” 

 

Suriye’deki sıkıntı giderek büyüyor. PKK’nın uzantısı PYD’nin konumu öyle görünüyor ki daha çok baş ağrıtacak. Güvenliğimiz için tehdit oluşturan, yanı başımızda bir devlet olmaya çalışan PYD’ye karşı alınacak her türlü önlem ve risk doğru atılmış adımdır. Türkiye’nin bu konudaki kararlılığını her zaman olduğu gibi bugün de destekliyoruz.

 

[email protected]

 

www.facebook./necdet.buluz