Sanat emekçilerinin başarı öyküsü

Necdet Sivaslı

Sivas’ta güzel şeyler de oluyor. Her ne kadar ortaya konulan çabalar ve başarılar ile yapılanlar kamuoyuna tam anlamı ile yansıtılamasa da, bu güzel şeylerin kabına sığmayarak Sivas dışına kadar taşması da bu başarıların kilometre taşları olarak değerlendirilmelidir.

Sivas’ta 5 yıldan bu yana faaliyette bulunan bir Sanat Konağı var. Sanat Okulu olarak da biliniyor. Kendisini tiyatroya ve sanata adayan Sema Gürses Çiftçi’nin çabaları ile hayata geçirilen bu konak öyle sanıyoruz ki Sivas’ın kabuk değiştirmesine, sanat adına adının duyurulmasına çok önemli katkı sağlamaktadır.

Sivas gibi Anadolu’nun bağrında yer alan, sürekli göç veren, gelişmişlik sıralamasında gerilerde görünen bir kentin soluk almasında Sanat Konağı gibi bir sanat okulunun ayakta kalabilmesinin de bir mucize olabileceğini düşünebilirsiniz. Ancak, Sema Gürses Çiftçi ve kendisi ile yola çıkanlar böylesine bir rüyanın gerçekleşmesini sağlamışlar.

Alkışlanması, arkasında durulması ve desteklenmesi gereken bir adımı atmışlar.

Sema Hoca “Biz bu iş iki bayan girdik ben yıllardır özel yerlerde tiyatro hocalığı yaptım bu sene kendime ait ve çok kapsamlı bir yer olsun dedik ve kolları sıvadık güzel işler yaptığıma inanıyorum ama gören öyle az ki. Ancak geri adım atar mıyız, kesinlikle hayır. “diyor.

Bir işte başarılı olabilmenin ilk ayağı kendinize güvenmeniz ve yapacağınız işe inanmanızdır. Sema Gürses Çiftçi ve sözünü ettiği arkadaşı ve bir avuç idealist işte kendilerine güvenerek ve yapacakları işte başarılı olacaklarına inanarak yola çıkmışlar. Başarılı da olmuşlar. 

Yaptıkları işin Sivas dışına taşması başarılarının bir kanıtıdır.

Geçenlerde Sema Gürses Çiftçi ile görüştük. Sivas Sanat Konağı ile başlayan ve bugünlere gelinen noktayı bize şöyle özetledi:

“Aykırı Oyuncular Tiyatro Topluluğu, 2011 yılında Genel Sanat Yönetmeni Sema Çiftçi tarafından Sivas’ta kuruldu.2011-2012 tiyatro sezonunda,  derleme bir oyun olan“Tükenmez Tebeşir” adlı oyunla seyirciyle buluştu. Oyun, ilköğretim ve lise öğrencilerini hedef kitlesi sayarak iyi bir seyirci sayısına ulaştı. Sivas İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün özel izni ile Sivas ili ve ilçelerindeki tüm okullara oynanması için tavsiye edilen oyun oldu. 2012-2013 sezonunda Mehmet Baydur’un “Yangın Yerinde Orkideler” adlı oyununu sergiledi. 2013-2014 sezonunda ülkemizin kanayan yaralarından biri olan şiddet konusunu işleyen Vedat Çiftçi’nin derlediği “Zor zanaat İnsan Olmak” adlı oyunla seyirciyle buluştu.Oyun sahne aldığı her yerde büyük beğeni toplayınca grubun sesi Sivas dışına taşmaya başladı.2014-2015 sezonunu Yusuf Koç’un yazdığı “Ashab-ı Kehf” adlı oyunla açarak Sivas’ta dünya prömiyeri yaptı. Şubat 2015’te  Genel Sanat Yönetmeni Sema Çiftçi ve Halkla İlişkiler Müdürü Handan Özfidancı tarafından kurulan Sivas Görsel Sanatlar Ve Kültür Derneği’nin bünyesine geçen grup, Elazığ’da düzenlenen ve her bölgeden bir tiyatro grubunun davet edildiği, 3. Ulusal Nejat Uygur Tiyatro Festivali’ne Sivas şehrini ve İç Anadolu Bölgesi’ni temsilen davet aldı. Festivalde de çok beğenilen oyun izleyicilerin ve festival komitesinin büyük takdirini alarak şehrimize döndü. Daha sonra 1-4 Mayıs 2015 tarihleri arasında düzenlenen 6. Ayvalık Tiyatro Festivali’nden davet alan grup “Zor Zanaat İnsan Olmak” adlı oyunla Ayvalık’ta sahne aldı ve festivalin en beğenilen oyunu seçildi.2015-2016 sezonu için biri dram diğeri de çocuk oyunu olmak üzere iki oyunla hazırlanan grubun üyeleri profesyonel ve amatör kişilerden oluşmaktadır. Sivas Görsel Sanatlar ve Kültür Derneği ayrıca, kurulduğu günden bu yana tiyatroyla birlikte resim, bale, dans, folklor, heykel, fotoğrafçılık, yaratıcı drama ve her türlü enstrüman kurslarıyla ayda ortalama elli çocuğa eğitim vererek Sivas’ta bir ilki gerçekleştirmiştir.”

Bu yapılan işler, ortaya konulan hizmet küçümsenebilir mi? Az iş mi yapılıyor?

Bu noktada söylemek istediklerimiz de olacaktır:

Böylesine bir hizmet aşkı ile yola çıkanlara kimler destek veriyor? Kimler elinden tutuyor? Ortada bir sanat varsa Kültür Bakanlığı’nın, ya da diğer kurum ve kuruluşlarının buna katkısı nedir? Yerel yöneticilerin, sivil toplum kuruluşlarının bu çabalara bakışı nasıldır? 

Sivas’ı bir üst lige taşıdığına inandığımız Sanat Konağı ve bu abideyi ayakta tutanların belki destek konusunda sesleri çıkmayabilir. Ancak, böylesine kapsamlı çalışmaların daha da yaygınlaşması için bu desteğe de ilgisiz kalınmamalıdır.

Kültür Bakanlığı’nın özellikle bu konuda daha duyarlı hareket etmesi gerektiği görüşündeyiz. Sivas Valisi Alim Barut, Belediye Başkanı Sami Aydın, TSO Başkanı Osman Yıldırım Sivas’ın aydın yüzleridir. Çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Sanat Konağı ve sanatsal çalışmalara duyarsız kalmayacaklarını düşünüyoruz.

Sivas, gelişmeye, sesini duyurmaya, kabuğunu kırmaya susamış bir il olarak düşünüldüğünde Sanat Konağı gibi bir eserin ortaya koyduğu ve bundan sonra da koyacağı sanatsal faaliyetlerin değil yurt içi, yurt dışında bile ses getirebilecek düzeyde olmasını kim istemez? 

Bu işe gönül verenler, elini değil gövdelerini taşın altına koymuşlar. Bunu görmezden gelebilir miyiz?

Sanat Konağı’nın adını ve varlığını yeni duyduk. Demek ki, bu tür faaliyetler yaygınlaştırılmalı, kamuoyuna duyurulmalı, desteklenmelidir. Bu iş için gövdesini taşın altına koyanlar varken, bizler elimizi niye taşın altına koymuyoruz ki?