Cumhurbaşkanı mı seçiyoruz, Başbakan mı

Necdet Sivaslı

7 Haziran’da yapılacak seçimin iktidar partisi ile muhalefetin eşit koşullarda seçime girdiğini söyleyemeyiz. Dikkat edilecek olursa AK Parti, bütün imkânlarını seçim için kullanıyor. Cumhurbaşkanı tarafsızlığını bir kenara bırakıp” açılışlar yapıyor” denilerek iktidar için çalışıyor. 

Bütün bu çaba ve imkânlara rağmen meydanlar dolmuyor. Eski hava yok. Çıkan kamuoyu araştırması sonuçları da AK Parti’nin tek başına iktidar olamayacağını gösteriyor.

Değerli gazeteci arkadaşımız Bülent Kavuk, geçenlerde “Muhalefet muhalefet olalı böyle zulüm görmedi” başlığı altında bir yazı kaleme aldı ve sosyal medyada paylaştı. Bugünkü yazımızı ilgilendirdiği için Kavuk’un bu yazısını sizlerle paylaşmak istedik:

“Cumhurbaşkanı bir yandan, Başbakan öte yandan seçim çalışmalarını doludizgin götürüyorlar. Götürüyorlar da Allah aşkına bu millet kimi seçiyor anlayan beri gelsin...

Cumhurbaşkanı bir konuşmasında “Parlamenter sistemi bekleme odasına aldık...” dedi herkes bu söylemi siyaseten söylenmiş olarak algıladı, ancak Cumhurbaşkanı doğruyu söylemiş, gerçekten parlamenter sistem rafa kaldırılmış, Cumhuriyet tarihinde eşine rastlanmamış bir seçime gidiyoruz.

Cumhurbaşkanı mı seçiyoruz Başbakan mı...?

Bence, bu seçim bu şartlar da yapılmamalıydı. Beş Tepe'den yükselen sese kulak verilmeli; ülke parlamenter sistemle mi devam edecek ya da başkanlık sistemiyle mi..? Öncelikle bunun netleşmesi için ''Başkanlık sistemi'' referanduma götürülmeliydi.

Hem devletin hem de milletin parası ve zamanı çarçur olmayacak, seçmenin kafası da berraklaşacaktı.

Bu seçimde muhalefetin işi gerçekten çok zor.

Zira demokratik rejimlerde; siyasal partilerin serbestçe ve eşit şekilde rekabet etmeleri esastır. Şu anda durum böyle olmadığına göre, muhalefet karşısında devletin tüm gücünü ve imkanlarını almış bir AKP ve Recep Tayyip Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin salvolarının altından zor kalkacaklar gibi görünüyor.

Eğer bir başarı elde ederlerse, bilhassa CHP ve MHP kendilerini yürekten kutlamak gerekecek...”

 

Bizim de gözlemlediğimiz bir gerçek var:

AK Parti teşkilatlarında canlılık yok. Daha önce iktidar partisine oy vermiş olan kitleler artık meydanlara koşmuyor. Bir kırgınlık, kızgınlık ve tepkinin var olduğu da çok açık biçimde görülüyor. Nitekim Cumhurbaşkanı da bunu tespit etmiş ki “Teşkilatlarda canlılık ve heyecan yok. Seçim coşkulu geçmiyor. Sürpriz sonuçlar çıkabilir” diyor.

Bir başka gözlemimize geçelim:

Bazı illerde AK Parti ve Cumhurbaşkanı’nın açılışlarına kalabalık sağlamak amacı ile valiliklerce genelgeler yayınlandığı, mitinglere gelmeyenler hakkında işlem yapılacağı iddialarının var olması da ayrıca tartışılması gereken bir konu olarak önümüzde duruyor. 

Dikkat edilecek olursa bazı yerlerde AK Parti teşkilatlarından çok valiler, belediyeler, diğer bazı kurum ve kuruluşların daha iyi çalışma yaptığı iddia ediliyor. Çalışan memurları, okullardaki öğretmen ve öğrencileri meydanlara yığıyorlar. Çevre il ve ilçelerden, köylerden özel araçlarla insan topluyorlar. Kumanya dağıtıyor, tişört, şapka, bayrak ve her türlü ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Toplama kalabalıklarla işi götürmeye çalışıyorlar. Taşıma suyla değirmen döner mi? 

Ortada bir tepkinin, kırgınlık ve kızgınlığın, olduğu görülüyor. Bunlar da iktidar partisinde bir çöküşün yaşandığını gösteriyor. AK Parti kurmayları ise bütün ısrarlara rağmen kamuoyu araştırma sonuçlarını açıklamıyor. Ortada bir sessizlik ve suskunluk var. Bu suskunluk ve sessizliğin sandıklarda patlayabileceğini tahmin ediyoruz. 

İşte bu nedenle anketçiler başta olmak üzere, 7 Haziran seçimlerinde nasıl bir sonuç çıkabileceği konusunda net rakam ortaya koyamıyor. Hemen herkes “sürprizlerden” söz ediyor. Ancak, bu sürprizlerin muhalefet lehine gelişebileceğini özellikle anımsatmak istiyoruz. Çünkü iktidar partisinin çok büyük bir oy kaybına uğrayabileceği konusunda hemen herkes aynı noktada birleşiyor.

Meydanlara baktığımız zaman gördüğümüz tablo, yapılan kamuoyu araştırmalarına yansıdığı için, bu çöküşü rahatlıkla görebilmekteyiz. Özetle, AK Parti’nin daha önce aldığı oyları 7 Haziran seçimlerinde alması mümkün görülmüyor. Bu sonuçlara nasıl yansır bunu da 8 Haziran sabahı bekleyip birlikte göreceğiz.

İktidara yakın olan köşe yazarlarının son yazdıkları yazılara baktığımızda, onlarda da bir karamsarlık görüyoruz. 8 Haziran sabahı Türkiye’nin bir koalisyon hükümeti ile uyanabileceğine dikkat çekiyorlar. Bütün imkânların seferber edildiği bir seçimde alınabilecek bir yenilginin faturasının da çok ağır olabileceğini vurguluyorlar. 

Şimdiden bir suçlu veya suçlular aranmaya başlandı. Bir telaş endişe ve korkunun kokuları çıkmaya başladı. 

SONAR Araştırma Şirketi’nin patronu Hakan Bayrakçı, son yaptıkları anket sonuçlarını açıkladı. Bayrakçı, AK Parti’nin 276 milletvekili çıkarmasını “hayal” olarak değerlendiriyor. İktidar partisindeki erimenin hızlı biçimde devam ettiğini, MHP’nin oyunu en fazla yükselten parti olarak dikkat çektiğini söylüyor. HDP’nin ise barajı yüzde 90 ihtimalle aşabileceğini sözlerine ekliyor.