ÖZLEMLERİMİZ

Mustafa Öz

Ve  uzun bir süre sonra sevdiğim yolculuklardan birisini gerçekleştirdim zevkle. Antalya'dan yola çıkarak zevkle yayla dağ yollarından Dalaman havaalanına doğru yola çıktım. Daha önceleri, çocukluğumda, gençliğimde yaya olarak, at ve eşeklerle geçtiğim yollardan, yaylalardan ardıç ağaçlarının arasından geçtim. Doğal kaynaklarından çıkıp kendi yolunda şırıl, şırıl akan çeşmelerden buz gibi sular içtim ağaç oluklardan. Oralarda doğa yalnızlığını, doğallığını kuş sesleri, rüzgarların, esintilerin şarkıları eşliğinde yola  devam ettim. Antalya dalaman yoluna girince o doğallıklar kayboldu. Araba gürültüleri, korna sesleri arasında ekzozlardan  çıkan kirli havanın içinde ilerledim. Bizim bu ellerde Fethiye'ye giderken Ünlü "karabel" adında bir geçit vardır. Eskilerde Karabel'den 6 ay kardan geçilmezdi. Şimdi gidiş geliş dağın altından tüneller yapılmakta. Yollar gidişli gelişli daha rahat ve tehlikesiz. Tabi bilinçsiz, o yolların sadece kendilerine ait olduğunu sanan akıllı sürüclerimiz izin verirse. Adam iki şeridi ortalayıp ilerliyor. Geçit yerlerinde görevli olanlar da hayatlarından, kendilerinden geçmişler. Sıradan hergün olduğu gibi zamanlarını doldurup gitmek istiyorlar. Yorgun, halsiz ve yaşamlarından zevk almaz durumdalar sarı sıcakta. Ama verilen görevi layıkıyla yapmak artık eskidi. Fethiye kavşağına inince dağlardan şehire, medeniyete kavuştuğumuzun farkına varıyoruz. Işıl ışıl yollar. Yol kavşakları ve ışıklar. Göcek denilen dünya harikası doğası ve denizi ile bizi karşılayan turistik mekanlarda cıvıl cıvıl insan dolu. Ama oralarda sanki insanların paralarını nasıl alabiliriz diye tuzak kuran esnaflar gördüm. Bilmiyorum ama bana öyle geldi. Sahiller yollar, yeşillikler. Epey özlemişim buraları. Neyse benim beklediğim sevgili torunlarım, gelinim biricik oğlum geldiler. Orada bir duygu ve sevgi seli yaşadık. Eve gelinceye kadar birbirimizden ayrılamadık. Bu gurbetlik, ayrılıklar ve kavuşmalar üzüntülerin sonunda sevince özlemlerin sona ermesine kadar zamanın durduğunu hissediyorum. Yaşam devam ediyor bir taraftan. Bu kadar olumsuzluklar içinde böyle sevinçler yaşamak biraz da olsa olumsuzlukların üzerini örtüyor. Bir süre erteliyor en azından...

Ülkemizin yönetimi, işsizlik, yolsuzluk ve yoksulluklarla mücadele edeceğimize şu onu dedi yok öteki bunu dedi gibi anlamsız tartışmalarla birlik ve beraberliğimiz gittikçe açılıyor. Ülkemizin başına çeşitli belalar geliyor. İstanbul'un sele teslim olması. Ardından batıda Muğla'da o korkunç deprem. İnsanlarımızın terör ve trafik ve doğal afetler yetmezmiş gibi birde siyasi ayrımlar ve birbirimizi ötekileştirmeler yapılıyor. Yani iyi günlere kalmadık. Allah milletimizi ve dünyayı, insanları korusun. Hepinize sağlık ve afiyetler diliyorum.