Fatih Terim, Neden zirvede değiliz sorusuna cevap buldu

fatih terim

Fatih Terim, Türkiye'de spor kültürünün olmadığını belirterek, sporun değil sporla gelen başarıların, taraftarlığın ve kazanmanın sevildiğini söyledi

Avrupa\London - Eski Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, Türkiye'de spor kültürünün olmadığını belirterek, sporun değil sporla gelen başarıların, taraftarlığın ve kazanmanın sevildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde Uluslararası İş Birliği Platformunun (UİP) düzenlediği 8. Boğaziçi Zirvesi'nde "Neden zirvede değiliz" konulu panelin açılış konuşmasını yapan Terim, şunları kaydetti:

"Ülkemize ait bir spor kültürü yok. Bunu kabul etmeliyiz. Toplum olarak spor yapmayı sevmiyoruz. Erişkinler olarak yapmıyoruz, yapmadığımız gibi çocuklarımıza da yaptırmıyoruz. Burada hemfikiriz. Okullarda spora ayırdığımız saatlere bakmamız lazım. Şehirlerimizde, beldelerimizde spora ayırdığımız alanlara bakmamız yeterli olacaktır. Sporu değil sporun getirdiği başarıları, taraftarlığı ve sadece kazanmayı seviyoruz. Hayatın her alanında olduğu gibi sabretmeden, gerekli emeği vermeden sonuç almayı istiyoruz. Sabırsız olduğumuz kesin."

Toplumda güven ve takdir duygusunun köreldiğini dile getiren Terim, "Bu iki kelime maalesef hayatımızda eksildi. İnsanların iyi ve başarılı olduğu yönlerini değil, eksik ve hatalarını ön plana çıkarıp yerden yere vurmaya bayılıyoruz. Takım çalışması, birlikte üretme kültürü, bir üretimin parçası olma mutluluğu bizim zayıf olduğumuz alanlar. Bir başka sorunumuz, sporu herkesin iyi hatta çok iyi bilmesi. Kuşkusuz spor herkesin üstat olduğu bir konu, üretmemiş, okumamış, oynamamış, çalışmamış, hiçbir başarısı olmayan kişilerin ahkam kestiği, estiği, gürlediği ve yıktığı bir alan." diye konuştu.

- "Genç nüfus konusunda şanslı bir ülkeyiz"

Fatih Terim, dünya ile kıyaslandığında Türkiye'nin şanslı bir ülke olduğunu belirtti.

Türk insanının spor konusunda potansiyelli olduğunu anlatan Terim, şöyle devam etti:

"Biz genç nüfusu dünya ile kıyaslandığında son derece şanslı bir ülkeyiz. Bu yüzden aslında potansiyeli çok olan ve iyi değerlendirildiğinde fark oluşturacak yetenekte ve kapasitede bir hamurumuz var. Hamur emek, bilgi, tecrübe, teorik ve pratik uygulama becerisi ister. Bunun için de önce undan başlarsınız. Kreş, hatta anaokulu seviyesindeki çocuklarımıza temel hareket becerisi kazandırıp, spora dair branşların tadına bakma imkanı ile başlamalıyız. İlkokul düzeyinde bu branşlara dair deneyimleme sürecini devreye sokmalıyız. İlerleyen aşamalarda ise ilgisi, yeteneği, potansiyeli olan çocuklarımıza maya, su ve tuz katarak şekil vermeliyiz. Çocuklarımıza fiziksel ve aktif bir yaşamın varlığını kavratarak, sadece ülkemiz için yetiştireceğimiz sporcular bulmak için değil bir yaşam disiplini elde etmeleri, fiziksel ve psikolojik olarak sağlıklı bir birey olmalarını da sağlamayı hedeflemeliyiz."

Çocukların 3-4 yaşında spora başlaması gerektiğini vurgulayan deneyimli teknik adam, "Ülkemizin belki de gelecekte en önemli sorunlarından olması muhtemel diyabet, obezite, uyuşturucu ve sigara bağımlılığı, depresyon gibi sorunların önüne geçecek ve sağlık sistemini rahatlatacak çok ama çok ciddi bir eğitimden bahsediyorum. Daha 3-4 yaşında sporla tanışıp, sporun kültürünü ve sporu nasıl yaşam biçimi haline getirileceğinin mantığını kavramış bir bireyin, toplumsal olarak oluşturacağı değeri skorla, başarıyla, ödülle veya parayla karşılayamazsınız. Benim önceliğim de sporun yaşamında nasıl kıymetli bir yeri olduğunu gören ve anlayan bireyler yetişmesini sağlayacak eğitim altyapısı." ifadelerini kullandı.

- "Hem yerel hem de ulusal düzeyde bazı düzenlemelere ihtiyacımız var"

Fatih Terim, spor konusunda hem yerel hem de ulusal düzeyde bazı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu bildirdi.

Çalışmalara hemen başlanması durumunda 10 yılda meyvelerin toplanacağını dile getiren Terim, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tesisiyle, hocasıyla, bir yandan genel eğitimini sürdürürken diğer yandan branşını layıkıyla yapacağı bir sistem sağlamak gerekiyor. Kreş, anaokulu ve ilköğretim sonrası bir çocuğun potansiyeli rahatlıkla anlaşılır. Sadece futboldan değil tüm branşlardan bahsediyorum. Bu yetenek önce ailede veya okulda fark edilip sisteme sokulur ise ülkemiz o çocuğu kazanır. Bunun için hem yerel hem de ulusal düzeyde bazı düzenlemelere ihtiyacımız var. Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığının oluşturduğu bir komisyona Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı gibi ilgili bakanlıkların dahil olduğu, alanında uzman, dünya örneklerini incelemiş sistem uzmanlarının, profesyoneller, federasyonlar ve sivil toplum örgütleri temsilcileri ile bir araya gelmesi ve düğmeye basılması gerekiyor. Bugün düğmeye basarsak, birkaç yıl sonra iyi bir elit sporcu aday havuzunu oluşturmayı başarıp, 10 yıl sonra da meyvelerini toplamaya başlayacağımız gerçeğini unutmamalıyız."

Terim, spor kültürünü en temelden itibaren verilmesi gerektiğini aktararak, şunları kaydetti:

"Sporun endüstriyel bir hal alması sonrası kaybolan bir amatör ruh, destek olma arzusu, keyif unsuru ile sporun skora, ödüle ve başarıya odaklı bir branş olduğuna dair negatif tutumlar hepimizi yoldan çıkarabiliyor. Bu da toplumsal iki soruna neden oluyor. Duyguların yaşamımızdaki eksikliği, spora ve sporcuya bakış ile onlardan beklentiyle ilgili ciddi sorunlara sebep oluyor. Çabuk tüketiyor, kolay vazgeçiyor, hemen sırtımızı dönüyor, harcayabiliyoruz. Meseleye bir bütün olarak bakmak gerekirse, sporun hayatlarımızdaki varlığının önemini sadece sporculara değil bu topraklarda yaşayan her bireye aktarmayı başarabilirsek, her bireyin bir sporcunun yaşadıklarına dair fikrinin, bilgisinin olmasını sağlarsak kısaca spor kültürünü en temelden vermeyi başarırsak ülkemizde farkındalığı yüksek spor izleyicisi de görebiliriz."

Birliktelik içinde çalışılması durumunda başarılı olunabileceğini dile getiren Fatih Terim, "Ülkemizdeki çocuk ve genç hamur, bu kitabı yazacak potansiyeli olan tecrübeli ve uzman kişilerin varlığı, bu kitabın yazılmasına destek verecek erk ve belki de bu kitaptan yararlanarak hayatı değişecek toplumumuzun varlığı, benim inandığım ve güvendiğim yegane şey. Birlikte yola çıkarsak birlikte başarabiliriz. Bunun için de toplumsal bir harekete hazırım." diyerek sözlerini tamamladı.


İlgili Haberler

Aile ve çocuklar işten önce gelir

1070 -1700 yılları arası yapımı Türk İznik çinilerini, 30 metrelik Türk Uşak halılarını, eşsiz kaftanları, Memlük, Azerbaycan, İran halılarını görmek incelemek için İngilizler -1 c ...