Alman basını özetleri 11 Ekim 2017

Alman basını

Türkiye ile Batı arasında yaşanan kriz ve Katalonya'da ertelenen bağımsızlık ilanı Alman basınında bugün öne çıkan başlıca haberler arasında bulunuyor

Berlin merkezli Tagesspiegel gazetesindeki yorumda, Türkiye'nin Almanya’nın yanı sıra ABD ile yaşadığı kriz ele alınıyor:

"Alman Hermes kredi ve yatırım garantilerine kısıtlama getirilmesi gibi ekonomik yaptırımlar, Erdoğan hükümetini izlediği siyasetten vazgeçirmeye yetmeyecektir. Olası olumsuz sonuçlar karşısında Ankara suçu kötü saydığı yabancıların üzerine atmaya çalışacaktır... İşte bu nedenle, Avrupalılar ve Amerikalılar klasik diplomatik yöntemleri kullanmalı. Türk hükümeti ile gözlerden uzak, ısrarlı görüşmeler yapmak bir şeyleri hareketi geçirebilir. Bu bir gecede olmaz. Ama kameraların ve kamuoyunun heyecanından uzak bir şekilde, karşılıklı konuya odaklı görüşmeler yapmak belki Batılı tutukluların Türkiye’de siyasetin oyuncağı hale getirilmesine yol açan anlaşmazlığı azaltabilir.”

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesinde salı günü başlayan Frankfurt Kitap Fuarı konu ediliyor:

"Frankfurt Kitap Fuarı sadece telif haklarının alınıp satıldığı bir pazar olarak görülmek istenmiyor. Fuar, kendini siyasi bir platform olarak da görüyor. Alman Başbakan ile Fransız Cumhurbaşkanının  açılışta birer konuşma yapması bunun bir kanıtı. Yüzden fazla ülkenin katıldığı fuarın odağında yine Türkiye bulunuyor. Bu geçen yıl hükümetin pek hoşuna gitmemişti. Ancak bu yıl buna katlanmaları gerekiyor. Zira bir kitap fuarı için ifade özgürlüğü büyük önem taşıyor. Zira ifade özgürlüğü baskı altına alındığı ve nefret kışkırtıldığı zaman, kültür de tehlikeye giriyor.”

Regensburg merkezli Mittelbayerische Zeitung'daki yorumda Frankfurt Kitap Fuarı’nın açılışını Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yapması işleniyor:

"Emmanuel Macron ve Angela Merkel, salı günü Frankfurt Kitap Fuarı’nın açılışında sembolik açıdan son derece güçlü bir tablo sundu. Fransa ve Almanya’nın liderleri birarada durarak, ortak bir Avrupa için dayanışmanın sembolü oldular. Verilen bu mesaj çok önemli, zira doğru yer ve zamanda geldi. Yaklaşık 30 yıl önce Fransa Frankfurt Kitap Fuarı'nın konuk ülkesi olduğu zaman, Almanya'da Berlin Duvarı yıkılmış, Avrupa'yı genişleme ve birlikte büyüme isteği sarmıştı. Günümüzde ise Avrupa Birliği içinde ayrılık tohumları yeşeriyor, Katalonya bölünme eğilimleri içinde sadece bir örnek oluşturuyor. Milliyetçilik artıyor, sağ popülizm rüzgarları esiyor. Emmanuel Macron ise bu durum karşısında umut verici bir tutum sergiliyor ve şu mesajı veriyor: Avrupa sorun değil, tam aksine çözüm.”

Konstanz merkezli Südkurier gazetesinde Katalonya lideri Carles Puigdemont'un bağımsızlık ilânını ertelemesine ilişkin yorumda şu satırlar dikkat çekiyor:

 "Bağımsızlık evet, ama şimdi değil. Katalonya Özerk Bölgesi Başkanı Puigdemont'un yaptığı konuşma bu cümle ile özetlenebilir. Madrid'in yanı sıra Avrupa'nın diğer başkentlerinde de rahat bir nefes alındı. Zira Brüksel için durum son derece açık: Katalonya'nın tek taraflı bağımsızlık ilânı desteklenemez. Bu nedenle de anlaşmazlığın İspanya'nın iç meselesi olduğu şeklindeki sözlerin arkasına saklanılıyor. Ancak Avrupa'nın üzerine düşen sorumluluktan kaçması o kadar kolay olmayacak. Bunun iki nedeni var: Puigdemont, eğer Madrid ile görüşmeler yapılacaksa bir arabulucuya ihtiyaç duyacak. Bunun için de komşu ülkelere başvuracak. O zaman Brüksel'in temel bir soruya açık bir yanıt vermesi gerekecek: Merkezî devleti, bu durumda Madrid'i mi destekleyecek yoksa Avrupa'daki bölgeler için liberal bir yol mu izleyecek? O zaman Katalanları Avrupa Birliği'nden atmakla tehdit edemez. Bu şu anlama gelir: Bir kere Avrupalı olan hep Avrupalı kalır.”

Kaynak:  Deutsche Welle Türkçe


İlgili Haberler

İktidar Türkiye'nin Yumuşak Karnı

AVRUPA\LONDON  - Türkiye’yi yöneten iktidar iradesi, Kudüs konusuna “mal bulmuş mağribi” gibi atladı. Amaç çok net; Kudüs üzerinden din istismarı yapmak, Zarrab ve Man Adası ...