Alman basını özetleri 30 Ağustos 2017

Alman basını

Alman basınında bugün Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Türkiye ile ilişkiler konusunda yaptığı açıklamalar ön plana çıkıyor

Darmstädter Echo adlı gazete yorumunda Eylül'de yapılacak genel seçime değiniliyor:  

"Müstakbel Alman hükümetini kim oluşturacaksa, o şu anda siyasi pozisyonunu belirliyor. Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) başbakan adayı Martin Schulz sözel olarak en azından Başbakan Merkel kadar öne çıkıyor. Merkel ise Almanya'daki Türkiye kökenli seçmen ile arasında köprü oluşturmaya çalışıyor. Bunlar Ankara'dan gelen alıştığımız patırtı gürültü karşısında insanın ruhuna iyi geliyor. Demokratik değerlere sahip çıkılması için yapılan çağrıların insanlarda nasıl etkisi olacağını göreceğiz. Eğer sandık başında Boğaz'dan gelen taciz ateşinin etkisiz kaldığı ortaya çıkacak olursa, o durumda Merkel ve Schulz'un Erdoğan'a karşı pozisyon almaları kuşkusuz daha kolaylaşacaktır."

Leipziger Volkszeitung ise Türk kökenli Alman Bakan Aydan Özoğuz'a yapılan ve tepki çeken açıklamaları yorumun odağına almış:

"Başbakan Merkel'in Almanya'yı neredeyse eleştirel tartışmaların yapılmadığı bir ülkeye dönüştermesine ramak kaldı. En azından lideri olduğu Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisini sürekli olarak belirsizliğe öncelik tanıyan politikalardan hoşnut olan bir yandaşlar kulübüne çevirmiş durumda. Oysaki Başbakan Merkel eğer isterse anında konulara şeffaflık getirmesini becerir. Merkel (sağ popülist politikacı) Alexander Gauland’ın Türk kökenli Alman Bakan Aydan Özoğuz'a yönelik 'Anadolu'ya gönderir bertaraf ederiz' şeklindeki sözlerini ırkçı olarak niteledi. Bu çıkışıyla da yüreklere su serpti."

Frankfurter Allgemeine  Zeitung da yorumunda aynı konuyu şöyle değerlendiriyor:

"Eğer hükümetin uyumdan sorumlu bir Devlet Bakanı Alman kültürünü tanımlamanın mümkün olmadığı görüşünü savunuyorsa, işte tam da bu Alman kültürünü yansıtmaktadır. Sağ popülist Almanya İçin Alternatif Partisi'nden (AfD) Gauland'ın Aydan Özoğuz hakkında söyledikleri karşısında tüm Merkel kabinesi kendisine hakaret edilmiş gibi hissetti. Gerçekten de 'Anadolu'ya gönderir bertaraf ederiz' ifadesi bir insan ve bir ülkenin halkı konusundaki ürkütücü görüşleri yansıtıyor. Çok eski dönemlerden bu yana Almanya'ya gelen göçmenlerin kültürlerinin sürekli değişime uğramış olması ve onların kendilerini evlerinde gibi hissetmiş olmaları, göçmen varlığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Sayın Özoğuz Alman halkı diye bir kavramın var olmadığını da iddia edebilir. Ama görevine başlarken kültürden yoksun bu halk adına yemin etmiştir. Alman kültürü denen şey de gerçekte işte budur.”

Frankfurter Rundschau ise yorumunda Başbakan Merkel'in Almanya'nın göç konusundaki açıklamalarına değinerek farklı bir sonuç çıkarıyor: 

"Başbakan Angela Merkel göç politikalarına değinirken, 'kendi içimize kapanmamamız gerekir. Avrupalılar olarak başımızı kendi ülkemizden dışarıya çevirip bakarsak ve komşılarımızla ve onların ekonomik durumuyla ilgilenirsek, ancak o zaman refah ve güvenlik içinde yaşayabiliriz' diyor. İnsana bu açıklamalar biraz sahte haber gibi geliyor. Çünkü Almanya ve diğer AB ülkeleri gerçekte içlerine kapanmayı baş hedef olarak seçmiş gibi. Ve dışarıya bakması da dışarıdan Avrupa'ya gelecek insanları nasıl engelleyeceğine odaklı. Göçün sebepleri ile mücadele konusunun insani bir sığınma yasası ile nasıl birleştirilebileceği konusu ise siyasi tartışmalarda artık hiç yer almıyor."

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe


İlgili Haberler